Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Ekonomi Haberleri
07.12.2010 10:56

Tarımla İlgili Çarpıcı Rapor

Tarımla İlgili Çarpıcı Rapor
MÜSİAD, "Türkiye’nin Tarımsal Gücü ve Geleceği" adlı Tarım Raporu’nu Elazığ’da Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in katılımıyla açıkladı. Tarımın Türkiye kalkınmasında temel rol oynadığı vurgulanan sektör raporunda, tarımla sektörü ile ilgili çarpıcı gelişmelere yer veriliyor.

MÜSİAD, "Türkiye’nin Tarımsal Gücü ve Geleceği" adlı Tarım Raporu’nu Elazığ’da Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in katılımıyla açıkladı. Tarımın Türkiye kalkınmasında temel rol oynadığı vurgulanan sektör raporunda, tarımla sektörü ile ilgili çarpıcı gelişmelere yer veriliyor.

Tarımda yüksek verimin elde edilerek katma değerin artırılması gerektiği üzerinde durulan raporda, çiftçilere eğitim seferberliği başlatılarak, yağlı tohumlar konusunda bir konsey kurulması önerisinde de bulunuluyor.

"Türkiye’nin Tarımsal Gücü ve Geleceği" adlı raporun tanıtım toplantısında konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, tarım sektörünün gücünü ve geleceğini değerlendiren kapsamlı bir rapor hazırladıklarını belirterek, "Amacımız; dikkatleri bu konuya çekebilmek ve sektörün bizim için ne anlam taşıması gerektiğini kamuoyunun fark etmesini sağlamaktır" dedi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca ortaya konan ve MÜSİAD olarak oldukça takdir ettikleri ‘Tarımda Havza Modeli’ ile TBMM’in çıkardığı Biyo-güvenlik yasası hakkındaki değerlendirmelerin raporda yer aldığını söyleyen Vardan, raporun da bu özelliği ile bir ilki teşkil ettiğini belirtti.

Üzerinde tartışmaların yapılabileceği yeni bir tarım modelinin ilk kez bu raporda ortaya konduğuna işaret eden Vardan, "Türkiye’de, ottan yaprağa, her türlü endemik fonksiyonel gen kaynaklarından konvansiyonel gen kaynaklarına kadar sahip olunan potansiyel seferber edilerek, ekonomiye kazandırılmasının ipuçları yine bu raporda verilmektedir.

Ülkemiz yerli tohum çeşitliliği, eşi ve benzeri olmayan lezzetleri, mutfak kültürü ve tarihi zenginliği ile gıda turizmi, yayla turizmi, organik tarım gibi bacasız sanayi için gerekli her türlü imkan ve potansiyele sahiptir. Bu raporla bunlar bir kez daha gözler önüne serilmeye çalışılmıştır" diye konuştu.

"Gelişmenin ve rekabet gücünün temeli verimlilik"

Raporda kırsal bölgelerde görülen düşük verimliliğe de dikkat çekildiğini söyleyen Vardan, hemen her sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de gelişmenin ve rekabet gücünün temelinin verimlilik olduğunu ifade etti.

Vardan, "Tarım sektörü, artık tarımsal ve genetik bilimin, teknolojinin yoğun olarak uygulandığı bir alan olmuştur.

Bugün teknolojik gelişmeleri uygulayamayan ve belirli bir verimlilik oranı yakalayamamış bir sektörün dünya ölçeğinde giderek şiddetlenen rekabet karşısında ayakta kalması uzun vadede mümkün değildir.

Bu nedenle genel manada, mevcut tarım alanlarının yüzölçümünü artırma şansımızın olmadığı düşünüldüğünde, yapılması gereken; birim alandan alınan verimin artırılması olmalıdır.

Bu bağlamda, ülkemizde bilhassa 2005 yılından sonra tarım sektöründe bu hususlarda yapılan iyileştirmelerle rekabet gücünde büyük bir artış olduğu da gözlenmektedir ki, bu ülkemiz adına sevindiricidir.

İvmesi giderek artan bu çalışmalarla rekabet gücümüzün artacağı, fakat bunun zaman alacağı da bir gerçektir" diye konuştu.

Vardan, raporda Türkiye’nin AB müktesebatına tarımsal alandaki genel uyumunun altyapı açısından halen yetersiz olduğunun da altı çizildiği söyleyerek, konuyla ilgili şunları söyledi:

"Nitekim eğitim eksikliği, yetersiz üretim, yüksek gizli işsizlik ve eksik rekabet gibi özelliklerle karakterize edilen geçimlik ve yarı geçimlik tarım, Türk tarım sektörünün karakteristik özelliklerini oluşturmaktadır.

Bu çerçevede, kamusal destek kaynakları ve tarımsal politikaların doğru yönlendirilmesi son derece önem kazanmaktadır. Dikkat edilmesi gereken husus, eskiden olduğu gibi toplumun tümünü ilgilendiren bu sektörde popülist politikalar ve eski alışkanlıklar yerine geleceğe yönelik köklü değişimleri ihtiva eden politikaların benimsenmesi ve uygulanması gerektiği gerçeğidir.

Bir önerimiz de, tarım alanında verilen birçok finanssal destek programların, özellikle sübvansiyonel desteklerin , sadece kamu bankaları tarafından değil, özel sektör bankaları aracılığıyla da verilmesi yolunun açılmasıdır. "

Türkiye dünyada 8’inci sıraya yükseldi

Toplantıda konuşan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de MÜSİAD’ın hazırladığı Tarım Raporu’nun hayvancılık ve tarımla ilgili potansiyeli bulunan bir il olan Elazığ’da açıklanmasını anlamlı bulduğunu söyledi.

Eker, tarımda ortaya konan politikalarla tarım arazilerinin artmamasına ve tarım nüfusunun azalmasına rağmen tarımsal üretimin ikiye katlandığını ve Türkiye’nin dünyanın 11. tarım ülkesinden 8. sıraya yükseldiğini ifade etti.

26 milyon hektarda tarımsal üretim yapıldığını söyleyen Eker, "Türkiye ürettiği tarımsal ürünlerden 23 milyar dolarlık bir rakam elde ediyordu. Bu üretim değeriyle dünyada 11. sıradaydı. Şimdi ise alınan tedbirlerle 56 milyar dolarlık bir tarımsal değeriyle dünyanın 8. oldu.

Türkiye yeni tarım alanları mı kazandı tarım nüfusu mu arttı. Tam tersine. Daha az nüfusla aynı topraktan daha fazla verimlilik sağlıyor. Dünya tarım Örgütü 2009 da Türkiye’yi tarımda başarısını övdü" diye konuştu.

Türkiye’nin 20. yüzyılı sanayileşme çabasıyla geçirirken tarımı ihmal ettiğini, tarım sektörünü iktisadi bir faaliyet alanı olarak görmediğini kaydetti. Eker, "Tarım, toplumun ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak bir sektör olarak görülmedi.

Aksi olsa idi Türkiye bir Tarım Kanunu’nu 2005 yılına kadar çıkarmak için beklemezdi. Tarım Kanunu çıkarmak, tarım sektörünü tarif etmek demektir. 2002’den sonraki süreçte ilk defa tarım bir tarife kavuştu. Tarımın stratejik belgesini hazırladık. Sonra Tarım Kanunu çıkardık.

Sonra Türkiye’nin iki yıl çalışmak suretiyle tarımla ilgili temel haritasını çıkardık. Bu sayede tarımda detaylı bilgilere sahibiz. Her 2 bin 500 metrekarelik alanda hangi ürünler var ve bunların verimliliklerini görüyoruz." dedi.

Eker, Tarımsal destekleme modellerini tamamen değiştirdiklerini belirterek üretimde verimlilikle destekleri ilişkilendirdiklerini ifade etti. 5.7 milyar lira çiftçinin cebine nakit para koyduklarını söyleyen Eker "Bu oran devraldığımız rakamın 3 katı. Hayvancılığa da destekler artarak 1 milyar 250 milyon destek verdik" dedi.

"Türkiye’nin Tarımsal Gücü ve Geleceği" Raporu’ndan çarpıcı kesitler

Ülkemizin, son yıllarda yapılan yoğun çalışmalarla, dünyanın 8. büyük tarım ekonomisi haline geldiğini fakat sahip olduğu büyük potansiyelle daha iyi bir seviyeye gelebileceğini kaydeden ve bu bağlamda üzerinde durulması gereken meseleleri ele alan raporda MÜSİAD'ın beklentilerine yönelik şu bilgilere yer veriliyor:

Tarım Türkiye kalkınmasında temel rol oynamalıdır

Güncel veriler bugün tarımın büyük bir girişimcilik sektörü olduğunu ve ileri teknoloji ve bilginin uygulama alanı haline geldiğini, dolayısı ile burada büyük bir katma değer zincirinin kurulabileceğini göstermektedir.

Tarımın Türkiye’nin kalkınmasında merkezi bir rol oynaması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Çok düşük olan tarımsal verimliliğin gelişmiş ülke ortalamalarına yakınsatılabilmesi durumunda, tarımın kalkınmanın sürükleyicisi olacağı tahmin edilebilir.

Tarımda yüksek verim elde edilmeli, katma değer artırılmalıdır

Türkiye’de tarımsal üretimde devamlı bir artış kaydedilmekle birlikte, hayvancılık başta olmak üzere tarımsal verimlilik gelişmiş ülke standartlarından düşüktür.

Oysa Türkiye, ekim alanı ve üretim miktarı bağlamında buğday, arpa, yulaf gibi birçok tarla bitkisi ile sebze-meyve tarımında dünyada ilk on ülke arasına girerken, bu ürünlerin bazılarının verimliliğinde ancak ilk 50 ülke arasına girebilmektedir. Sektörünün eksikliği verimliliktir.

Verimlilikte ise bilgi, eğitim, teknoloji, ölçek ekonomileri ve sulama ve kimyasal gübrelerin kullanımı gibi girdi unsurları ön plana çıkmaktadır. Türkiye katma değerli ürünlere geçmeli ve tarım kesimi kendi toprakları üzerinde kiracı konumuna düşürülmemelidir.

Sahip olunan doğal flora zenginliği korunmalıdır

Türkiye bitkisel genetik kaynaklar ve çeşitlilik açılarından dünyanın nadir ülkelerinden biri sayılmaktadır. Türkiye’nin flora zenginliği, iklim çeşitliliği, toprak varlığı ve su kaynaklarının tarım için elverişli oluşu Türkiye’yi eşsiz bir konuma oturtmaktadır.

Ülkemizin bu avantajını korumak için son yıllarda ekim sahası hızla artan transgenik bitkilerin ekimi sürecinde doğal flora zenginliğine zarar vermeyecek bir strateji uygulanmalıdır.

Gıda güvenliğini temin edecek mekanizmalar geliştirilmeli

Türkiye’nin tarım dayalı önemli bir potansiyeli de katma değer ve istihdam katkısı giderek artan gıda sanayii alanındadır.

Toplumun güvenli ve kaliteli gıda tüketmesi hedefinin gerçekleştirilmesi amacı stratejik bir öneme sahip olup, var olan denetim ve kontrol mekanizmalarının sürdürülebilir ve daha etkin hale getirilmesi, mevcut mevzuatın AB mevzuatı esas alınarak düzenlenmesi ve uygulamaya konması devletin öncelikli hedefleri arasında yer almalıdır.

Çiftçilere eğitim seferberliği başlatılmalı

Ülkemizde tarımsal üretimle uğraşan girişimcilerin üretimden tüketime kadar olan zincirdeki bilgi eksikliği önemli bir sorundur. Örneğin, büyük yatırımların yapıldığı tarımsal sulamada istenilen hedefe ulaşmak için sulamayı yapan çiftçinin eğitilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu bakımdan tarımda eğitim seferberliği çok büyük önem taşımaktadır. On binlerce ziraat mühendisine iş sağlayabilecek büyük bir tarım potansiyeline sahip olan ülkemizdeki tarım sektöründe yaşanan istihdam sorunu üretim yapılarının güçlendirilerek geliştirilmesi yolu ile çözülebilir.

Buğday ve tahıllarda kalite verimlilik artırılmalı

Ülkemizde ve dünyada üretim ve tüketimi en yaygın tahıl cinsi olan buğdayın, küresel ısınma ve verimsiz üretim gibi şartlar altında kaçınılmaz bir şekilde arz açığı vereceği aşikardır. Bu sorunun önlemini almak da verimliliği arttırmaktan geçmektedir.

Kaliteli ürün elde edilmesi için ise; ülkemizin belli yörelerinde nitelikli tohumluk, geliştirilmiş yetiştirme teknikleri ve yeterli girdi ve yöntemle desteklenmiş paket programlar uygulanmalıdır. Diğer tahıllarda da buğdaya benzer durumlar yaşanmaktadır.

Yağlı tohumlar konusunda ciddi çalışmalar yapılmalı, bir konsey kurulmalı

Üretilen bitkisel yağların ihtiyaca cevap vermeyecek düzeyde olması, bu yağların milyar dolarlarla ifade edilen miktardaki ithalatına sebebiyet vermektedir.

İthalat yerine, ülkemizdeki üretim seviyesini yükseltecek ve bu bağlamda hem Türk çiftçisinin gelir seviyesini yükseltecek hem de tohum küspeleriyle hayvancılığı teşvik edecek ciddi çalışmalar yapılmalıdır. Analizler, bir "Yağlı Tohumlar Konseyi"kurulmasını şart kılmaktadır.

Hayvancılıkta barındırma koşulları ve hastalıklarla mücadele büyük önem taşıyor

Türkiye’de hayvancılık işletmelerinin büyük çoğunluğunda barındırma koşulları yetersizdir. Bu durum, hayvanlardan beklenen verimin alınamaması yanında onların hayatlarını da olumsuz yönde etkilemektedir.

Türkiye’de diğer hayvan türlerinde olduğu gibi, koyun ve keçide de karlılığı azaltan en önemli etmenlerin başında hastalıklar gelmektedir. Bu nedenle son yirmi yılda, Türkiye koyun ve keçi sayısında da önemli düzeylerde azalma olmuştur.

Hayvan sayısındaki azalma, toplam et, süt ve deri üretiminde de önemli gerilemelere neden olmaktadır. Yapılan ayrıntılı çalışmalara göre, koyun ve keçi yetiştiriciliğinin örgütsüz ve sahipsiz niteliğinden dolayı sektör istismara çok açıktır.

Özellikle kırsal kesimin daha da yoksullaşmasına neden olan bu meselenin çözümü için adımlar atılmalıdır.

Yem bitkileri sektörü acilen geliştirilmeli

Türkiye gibi bir çok yem bitkisi türlerinin yetiştirilmesine elverişli olan bir ülkede bu sektörün acilen geliştirilmesi zaruridir. Fakat, doğal çayır-mera alanlarımız büyük ölçüde tahrip edilmiş durumdadır ve bu tahrip ne yazık ki devam etmektedir.
Kuşkusuz, gerek çayır ve meralarımızın ve gerek yem bitkileri ekim alanımızın etkin bir düzeye çıkarılması, hayvansal ürünlerimizde kalite ve miktar artışına, dolayısıyla ülkemiz insanının beslenme seviyesinin dünya standartlarına ulaşmasına katkı sağlayacaktır.

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...
İlişkili Haberler