Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Kültür / Sanat Haberleri
30.08.2015 13:28

Srebrenitsa'nın Öyküsü

Srebrenitsa'nın Öyküsü
Balkan edebiyatının en güçlü isimlerinden Isnam Taljic’in Bosna’daki kıyımı anlattığı Srebrenitsa’nın Öyküsü adlı romanı, yirmi yıl önce Bosnalı Müslümanlara yaşatılan acıları gün yüzüne çıkarıyor.

Birleşmiş Milletler tarafından Güvenli Bölge ilan edilen Srebrenitsa'da 11 Temmuz 1995'te binlerce insan, BM'nin ve tüm dünyanın gözü önünde Sırplar tarafından katledildi ve yaşadığı yerleri terk etmeye zorlandı. Üstelik Sırp askerlerin konvoyunun benzini Hollandalı askerler tarafından karşılandı. Bu insanlık ayıbının üzerinden tam yirmi yıl geçti. Dünya ve Sırpların suç ortağı olan ülkeler Bosna ve Srebrenitsa'da yaşananların 'soykırım' olduğu net bir dille ifade etmekten kaçınıyor. Hal böyle olunca Sırplar da tarihi kendilerine göre yorumlayıp dünya kamuoyuna gerçeğin tam tersini empoze edebiliyorlar. Tam bu noktada yazdığı romanlarla tarihe hakikati kayıt düşen isimler çok büyük önem kazanıyor. Balkan edebiyatının en güçlü isimlerinden Isnam Taljic'in Bosna'daki kıyımı anlattığı Srebrenitsa'nın Öyküsü adlı romanı, yirmi yıl önce Bosnalı Müslümanlara yaşatılan acıları gün yüzüne çıkarıyor. Taljic'in romanı Profil Yayınları tarafından yeni bir çeviriyle okura sunuluyor. Srebrenitsa'nın sadece 11 Temmuz'larda değil her zaman gündemde tutulmasını isteyen Taljic'le Bosna'yı, savaş anlatılarına yönelik sansürü ve Srebrenitsa'nın Öyküsü'nü konuştuk.

Srebrenitsa’da olanları neden bir belgesel kitap olarak değil de roman kurgusu içinde anlatmayı tercih ettiniz?

Srebrenitsalı değilim ama ben o yerlerden geldim. Bize komşu bir şehirdi. Srebrenitza’yı düşündüğümde kendi çocukluğumla bağ kuruyorum. Srebrenitza’yı roman olarak yazmakta birazcık Allah’tandı diyebilirim. İlham öyle geldi. Kitap yazmak ve edebiyat bir şeyleri hatırlamak için en yüce imkân, en yüce araç. O yüzdende roman şeklinde yazmaya yöneldim. Kitap on üç defa basıldı. Bosna’da altı baskı yaptı. İngilizce, Arapça, Slovence’de de basıldı. Bu Türkiye’deki ikinci baskısı. Benim için hoş olan şey ikinci baskıda romanımın yeniden tercüme edilmesi. Kitabın baskısını yapan yayıncımın tekrar tercüme yapması beni onurlandırdı. Kitabın içeriği çok yoğun, yazım şekli de çok yoğun ve farklı bir kurgusu olduğu için, bunun çevrisi çok kolay değil. O yüzden de zahmetli bir kitaptı. Boşnaklar Türkleri kendi yakın arkadaşları olarak nitelendiriyor. Yedi yüz yıllık bir tarih bizi bir araya getiriyor. Son yüzyıl içinde bu birliktelik biraz durmuştu ancak Boşnakların Türkiye’ye olan bu aşkları her zaman devam etti. Son yüzyıl içindeki bu mesafe de dildeki bu değişimden kaynaklanıyor.

Roman tüm dünyanın bildiği bir gerçekten sözediyor. Peki kurgu bunun neresinde?

Bu kitap batılıların ifade ettiği anlamda bir kurgu değil. Dokümanter edebi roman olarak ifade ediliyor.  Bütün dünyanın Srebrenitsa ile olan iletişimi sekteye uğramıştı o zamanlar. Ben Lübliyana'da bulunuyordum ve telsizle her zaman bağlantı sağlıyordum. Bu olayların olduğu sırada o zamanki Srebrenitsa Kumandanı Naser Oriç ile tek röportaj yapan ve onun düşüncelerini soran, algılayabilen tek kişiydim.

Naser Oriç’e sık sık atıf var kitapta…

Evet. Bu kumandan gibi kitapta gerçek insanlardan bahsediyorum ama tabi yine de bir kurgu var roman olmasından dolayı. Bu dediğim gibi bir çeşit ilham. Sırf dokümanter bir şey olsa okunmaz ama roman olarak kolay okunabilir diye düşündüm. Ben bu büyük konuya, Avrupa'da olmuş bu soykırıma edebiyat açısından baktığımda bir yazar olarak bu şekilde kayıt altına almam gerektiğini düşündüm.

Avrupa Srabrenitsa'da katliamlar olurken kör ve sağır davrandı. Kitap çıktığında nasıl tepki gösterdiler? Nasıl yansımalar oldu?

Srebrenitsa’nın Öyküsüo dönem yaşananları anlatması açısından roman olarak ilk. Srebrenitsa’nın üzerinden yirmi yıl geçti ve tam bu sıralarda belki ortalama yüz tane kitap çıktı Srebrenitsa ile ilgili. Ancak Srebrenitsa’nın Öyküsü roman olarak hiçbir zaman geçilemedi. Bu hem yazılan ilk roman hem de, düzey olarak örnek alınan bir roman. Buna rağmen yazdığım dönemde iki sene boyunca bu romanı Bosna'da basmadılar.

Neden?

Çok sebepten dolayı. Ancak ilk sebep Srebrenitsa ile ilgili gerçeklerin çokta ortaya çıkarılmaması. Bunu nazikçe söylüyorum orada olan çok berbat şeylerin ifade edilmemesi için… Çünkü ne yazık ki üç gün içinde on binden fazla insan öldü. Ve Srebrenitsa'da o sıkıntılardan geçmiş hanımlar tarafından kurulmuş olan bir hanımlar birliği var. Onların söylediklerinin dahi çok fazla dinlenmediği dönemde bu romanın basılmasıyla onların da söyledikleri, daha ifade edilir, daha kanıtlanır oldu.

Bosna Savaşı'nda yaşananlarla ilgili bir sansür mü uygulandı yani?

Evet, Bosna’da da sansür uygulandı. Öncelikle orada yaşanan olumlu olmayan olaylarla ilgili bu kadar büyük sayıda kayıp olduğunu hem onlar bilmiyordu, hem de kabul etmek istemediler, ikisi bir aradaydı. Ve ondan sonra da gerçekler saklanmak istendi. 2000'li yılların başlarında yeni yeni bu kadar büyük katliamlar olduğunu gerçeğinin farkına varılıp konuşulmaya başlanması söz konusu oldu. Londra’da en büyük yayınevlerinden bir tanesi kitabımı basmak istedi ve yazışmalarında hem edebi açıdan, hem de dokümanter açıdan baktığında kitaba hayran olduklarını ifade ettiler. Bu yazışmalar ve konuşmalar, kitabın kaç tane baskısının sert kapak olacağına kadar konuşulup anlaşmaya varıldığında Londra'daki bazı lobiler tarafından bu kitabın baskısı durduruldu. Çünkü İngilizler savaş zamanında Srebrenitsa'da olan olaylar sırasında Sırplara yardım etti. İki ay kadar önce Srebrenidsa ile ilgili verilmiş kararlar var. Benim için bunlar sadece oyun. Çünkü Sırplar da orada ve Sırplar kendilerine göre yönlendiriyorlar konuyu. Ancak bu sonucun böyle olması bekleniyordu. Çünkü İngilizler Boşnakların dostu, arkadaşı değildir. Bütün orada olan konuşmalar bir çeşit el yıkama şekli. Soykırımın olduğu 11 Temmuz tarihinde kimler arasında nasıl bir işbirliği varsa yirmi sene sonra da o kelimeyi kullanmak istemiyorum ama Boşnaklara yönelik genosit uygulandığı kabul edilmedi. Boşnaklara böyle bir şey gerçekten uygulandı şeklinde tam olarak ifade edilmiyor. Savaş sırasında o zaman Türkiye'deki hükümet Bosna’ya çok fazla yardım etmedi ama Türk halkı bize yardım etti. Fakat şu anda Türkiye’nin Bosna’ya bakış açısı değişmiş şekilde ve Bosna ile işbirlikleri yapılmakta. Bu kitap gibi yayın çalışmaları yapılıyor artık.

Srebrenitsa’nın yıldönümünde de Türkiye’den her yıl katılım oluyor törenlere…

Türkiye’nin Srebrenitsa’ya olan bu ilgisi çok önemli. Her sene 11 Temmuz'da Srebrenitsa'da olan olayların yıldönümünde bir çok gazeteci Srebrenitsa’nın etrafında olup burada yaşanan olayları dokümante ediyor. Televizyonda canlı yayın yapılıyor. Bu sene sayın Başbakanınız da oradaydı. Sırplar ise gerçekleri farklı şekilde yansıtmaya çalışmaktalar.

 

İngiltere’de engellendi kitabınızın basılmasını ama başka diller çevrildi değil mi?

İngilizce olarak İskenderiye ve Kahire'de baskısı yapıldı. Malezya'da Dr. Mahatin Muhammed’in önsözüyle basıldı. Ondan sonrada Saraybosna'da İngilizce olarak basıldı. Kahire'de ve İskenderiye'de Arapça baskısı da yapıldı.

Romanın kahramanı bir ölü aslında. Neden böyle bir kahraman tercih ettiniz?

Kitapta bahsedilen hanımın varlığı bilinmiyor. Gerçekte var mıydı yok muydu bilinmiyor. Bu bir çeşit fantastik kurgu. Srebrenitsa'da olan bütün olaylarla ilgili olarak, baktığımız zaman bu hanımın varlığı ya da yokluğu en az önemli olan detay.

O kadar sert bir gerçeklik var ki insan bütün bunların yaşandığına inanamıyor. O anlamda insan hakikaten zorlanıyor kitabı okurken…

Sizin bu son söylediğiniz çok ilginç. Sizin söylediklerinizin aynısını Srebrenitsa'daki hanımlar bana ifade ettiler. O hanımlar Srebrenitsa için en çok mücadele verenler ve dünyada da tanınıyorlar. Hanımlar "orada ne yaşanmışsa yazmışsın" dediler. Fakat öyle bir dille yazdım ki "Tekrar aynı şeyi yaşamıyoruz kitabı okurken, dışarıdan bakar gibiyiz yaşadıklarımıza. Bizi tekrar öldürmüyor. Bu yazım tarzı bize güç veriyor, mücadelemize devam etmek için motivasyon sağlıyor kuvvet veriyor" dediler. Sizin de aynı sözleri söylüyor olmanız çok inanılmaz. Onların bu sözleri benim için çok önemli, ödül gibi.

 

Türkçe'ye çevrilen başka eseriniz var mı?

Yirmi beş tane kitabım var. Bu yirmi beş kitabımdan bir Srebrenitsa'nın Öyküsü ve Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan kitabım çevrilmiş durumda. Fatih Sultan Mehmet’le ilgili olan çevrildi ama henüz basılmadı. Tabii ki yazdığım diğer kitapların da tercüme edilmesi beni çok mutlu eder. İnsanlar farkında olsun olmasın kendi kitaplarında Türklerden, Osmanlıdan bahsetmekte sonuçta. Çünkü tarihimiz ve İslam inancımız bir. Endülüs ile ilgili de bir kitabım var; Endülüs’ün Sırrı şu an sadece Boşnakça. Yedi sekiz sene önce baskısı yapıldı. Bu kitap için yaptığım araştırmalar dört yıl sürdü. O da roman türünde. Endülüs'ün Sırrı sadece Boşnakça olmasına rağmen Türkiye’de de ismi duyuldu ve Kültür adlı bir dergi kitap hakkında bilgi vermem için benden talepte bulundu. Beş altı sene önce İstanbul'da gerçekleşen Endülüs’le ilgili sempozyuma da davet edildim. Fakat gelemedim. Endülüs konusu hem Bosna’daki hem Türkiye’deki insanlar için çok önemli çok özel bir konu.

Endülüs hakkında yazılmış ne edebi eser ne de araştırma var yeterince. O anlamda yazdığınız roman bir eksikliği de gideriyor…

Aynen öyle, 1492 yılında Endülüs'teki son Müslümanlar Güney Avrupa’ya, oralardan da özellikle Türkiye’ye ve Bosna’ya doğru yönlendirilmişler. Güneydoğu Avrupa'da İslam zaten çok etkindi o zaman. Son Müslümanlar oradan bu taraflara yönlendirildiğinde zaten Güney Avrupa dediğimiz Bosna ve çevresinde zaten çok net bir şekilde Müslümanlık yaşanıyordu ve o bölgelerde bu durum kesintisiz devam etti. O bölgelerde yaşanmış olan her şey bu yüzden çok önemli. 1492 yılında Kurtuba düştü. O zaman İslam zaten 200 yıldır Bosna’daydı. 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet Bosna’ya geldiğinde zaten onu tümüyle temellendirmişti Bosna'da. Ve bugünkü Bosna’nın yarısından fazlası Osmanlı Devleti'ne aitti o zamanlardan itibaren. Fatih, Bosna’yı almasaydı, bugün Bosna’da Müslümanlıktan sözedilemezdi.

Srebrenitsa konusunda önemli bir belge kitabınız. Peki bir filme uyarlanabilir mi?

Srebrenitsa ile ilgili çekilmiş bir film yok. Dokümanter filmler var fakat kurgu bir film olarak yok. Bu roman tam da bir senaryo. Türkiye bu kitabın film haline getirebilmesi konusunda bizi destekleyebilir. Bu romandan yola çıkılarak çok küçük bir bütçeyle de film yapılabilir, çok daha görkemli bir hikâye de anlatılabilir. Romanın yüzde yetmiş beşi diyalog olarak yazılmış vaziyette. Dolayısıyla o yüzde yetmiş beş uyarlanmaya müsait.

Stargazete.com

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...
İlişkili Haberler
Japonya'da Büyük Sel Felaketi!
Şiddetli yağışlar, Japonya genelinde sel ve heyelana yol açtı. Taşan Kinugava nehri, 65 bin nüfuslu Joso kentini sular altında bıraktı. On binlerce kişi tahliye edildi.
Hatay Rayhanlı'da Feci Kaza!
Hatay’da inşaat işçilerini taşıyan kamyonetin takla atması sonucu meydana gelen kazada 6 işçi hayatını kaybetti, 25 işçi yaralandı.
Cizre'de 32 Terörist Öldürüldü
Cizre'deki operasyonlarla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Selami Altınok'un verdiği bilgiler olayın gerçek yüzünü gözler önüne serdi.
Tüm Olumsuzluklara Rağmen Büyüyoruz!
Ülkemiz tüm namüsait şartlara rağmen beklenden daha yüksek büyüme gerçekleştirdi.Türkiye İstatistik Kurumu 2. çeyrekte yüzde 3,8 büyüdüğümüzü açıkladı.
Şemdinli'de 7 Terörist Öldürüldü!
Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki ormanlık alanda terör örgütü PKK mensubu 7 kişinin cesedi bulundu.
Hürriyet 400 Vekil Haberinde Hatasını Kabul Etti
Hürriyet gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın '400 vekil' tartışmasıyla ilgili sözlerinin internet sitesinde "400 vekil çıksaydı Dağlıca olmazdı" şeklinde verilmesinin hata olduğunu kabul etti. Hürriyet hatasını kabul etti ancak ülkeyi geren kişi hakkında işlem yapılıp yapılmadığını açıklamaması akıllarda soru işaretleri bıraktı.