Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
30.08.2015 13:54

1 Kasım, 3 Kasım Gibi Olur mu?

1 Kasım, 3 Kasım Gibi Olur mu?
Acaba 1 Kasım 2015 tarihinde yapılacak seçimler, 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçim sonuçlarına benzer şekilde neticelenir mi? 3 Kasım seçimleri olağanüstü şartlarda gerçekleşmişti. Şimdi 1 Kasım’a kadar yaklaşık 6 aylık olağanüstü bir durumdan geçiyor olacağız. Tarihte ilk defa anayasa gereği zorunlu olarak kurulan bir seçim hükümetiyle tanıştık.

Bu durumun müsebbipleri siyasi partiler olduğuna göre, seçmenin bunu değerlendirme dışı bırakacağını sanmak aldatıcı olacaktır. Ak Partinin tek başına iktidar olmaması nedeniyle, bu günkü tablonun en önemli nedeni kilit parti konumunda olan MHP'nin tavrıdır.

Haziran ayının 7'sinde seçim sonuçları kesinleştiği saatlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli televizyon ekranlarına çıkarak şöyle konuşuyordu: ""Birinci koalisyon, başlangıcından bu yana birliktelikleri devam eden AKP ile HDP arasında olması lazımdır. İkinci bir koalisyon modeli olarak AKP, CHP ve HDP'yi bir araya getirebilirsiniz. Böyle bir yapılanma içinde MHP, şerefi ve haysiyetiyle, ilkeli ve dürüst davranışıyla, politikalarıyla, çok güzel ve Meclis'te denetimi esas alan bir anamuhalefet partisi görevini üstlenmeye de hazırdır. Eğer bunların hiçbirisinden uygulanarak sonuç alınamıyorsa, Türkiye'yi AKP'nin azınlığına, birtakım çevrelerin senaryosuna mahkum etmeye de kimsenin hakkı yoktur. En erken seçim ne zaman olacaksa o zaman da seçim olsun."

O gün bunları söyleyen Bahçeli geçen sürede tüm seçeneklerin yanı sıra "en erken ne zaman seçim olacaksa o zaman da seçim olsun" ifadelerini de yok sayarak erken seçime de hayır deme noktasına geldi. MHP açısından adeta siyasi bir parti olmayı inkar etmek anlamına gelen, her şeye hayır diyerek, hele ki , seçime de hayır diyerek nasıl bir siyasi fayda beklendiğini yorumlamak analistler için zor bir konuya dönüştü. 1999 genel seçimlerinden sonra başbakan alma fırsatını elinin tersiyle iten, DSP'nin (Rahşan Ecevit) her türlü istiskaline katlanarak koalisyon kuran Bahçeli, o koalisyonu da bir anda bozmasıyla herkesi şaşırtmıştı. Çünkü Öcalan'ın idamını engellemek, Refah-Fazilet çizgisini kastederek "onlar ürkek, biz erkeğiz" diyerek aldığı yaklaşık yüzde 18'lik oyla meclise giren ve seçmene seçimden önce "erkekliğin" göstergesi gibi sunarak, milletvekili seçtirdiği başörtülü Nesrin Ünal'ın başörtüsünü daha ilk gün meclis kapısında açtıran Bahçeli, 3 kasım 2002 tarihinde inanılması güç bir kayıpla yüzde 18'lik oyun yüzde 10'nunu kaybediyordu. 1 Kasım seçimleri , 3 Kasım gibi olur mu demem ondan.

Özellikle çatı aday Ekmelettin ihsanoğlu ile CHP'ye yaslanan; iç güvenlik yasa paketini engelleme konusunda da HDP ile aynı hatta oturan MHP'nin aldığı yüzde 16'lık oyu; bu günkü tavırları ile koruması oldukça güç görünüyor. Seçimden sonra zaten bu birliktelik görüntülerinden hızlı biçimde uzaklaşma yönünde bir söylem tutturmuştu Bahçeli...

HDP'lilerle aynı cümle içinde anılmaya bile razı olmadıklarını söylüyordu mesela... Ya da Kılıçdaroğlu'ndan gelen "Başbakan sen ol" önerisine sert şekilde karşı çıkarak hem CHP'den hem de HDP'den iyice uzaklaşıyordu. Bütün bunları sergilerken en önemli gerekçesi HDP ile yan yana gelmemekti ki bu MHP açısından anlaşılabilir bir tavırdı. Ancak HDP ile yan yana gelmekten bu kadar sakınan bir partinin ve liderin ısrarla her şeye hayır diyerek HDP'lilerin yönettiği bakanlıklara göz yumması, ön alma gücü varken bunu yapmamasındaki amaç sadece Ak Parti HDP birlikteliği görüntüsü oluşturmak ise, anayasa gereği oluşan bu bakanlar kurulundan dolayı Ak Parti'yi suçlama hakkını da kaybedeceğini hesaplamamış gibi gözüküyor.

Üstelik Davutoğlu tarafından bakanlık Teklif edilen MHP'nin Kurucu Genel başkanı Alpaslan Türkeşi'in oğlu Tuğrul Türkeş tarafından kabul edilmesi ve kabinede Başbakan yardımcılığı gibi önemli bir mevkie gelmiş olması Bahçeli'nin bundan sonra parti gurubu üzerindeki hakimiyetini de tartışmalı hale getirebilir. Bütün bunları düşününce en azından Ak Parti'nin kuracağı bir seçim azınlık hükümetine, hiç değilse oylamaya katılmayarak neden yol açmadığını sorgulaması gerekir.
Eğer 1 Kasım seçimlerinde MHP oylarında anlamlı bir düşüş ya da 3 Kasım 2002'de olduğu gibi baraj altında kalınırsa Bahçeli'nin MHP Genel Başkanı ünvanının sonuna geleceğini tahmin etmek zor değil.

Peki gerçekten 1 Kasım, 3 kasım olur mu? Aslında bu soruya her şey mümkün şeklinde bir cevap vermek en iyisi. Genel kanaatin aksine 1 Kasım'da yapılacak seçimde çok şeyin değişeceğine inanıyorum. Ne kadar kısa aralıklarla yapılıyor olursa olsun iki farklı seçimden da aynı veya çok benzer sonuçların çıkması sosyolojik olarak olası görünmüyor. Çünkü şartlar 7 Haziran'a göre radikal biçimde değişmiş durumda. Bir kere en radikal değişiklik şu: Terör konusunda gelinen noktayla beraber, seçmenin elinde 7 Haziran seçim sonuçları var. 7 Haziran sabahı sandık başına giden seçmen acaba akşam 22 civarında öğrendiğimiz kesin sonuçları biliyor olsalardı yine hepsinin oy davranışı aynı olur muydu?

Hiç sanmıyorum.
İşte 1 Kasımda o sonuçlar seçmenin elinde net bir veri olarak hazır.

 

Fazıl OKUR

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...