Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
18.11.2011 12:25

Aldatmanın Gerekçesi

Aldatmanın Gerekçesi
Bir televizyon programında telefonla arayan bir izleyici sayın Hocaya soruyor:"Eşim, beni aldatıyor. Ne yapmalıyım?" Bu tip sorular hep kadınlardan gelir, nedense. Bir erkek çıkıp da "Karım beni aldatıyor, ne yapmalıyım?" dediğine bu kulaklar hiç şahit olmadı.
Bir televizyon programında telefonla arayan bir izleyici sayın Hocaya soruyor:"Eşim, beni aldatıyor. Ne yapmalıyım?" Bu tip sorular hep kadınlardan gelir, nedense. Bir erkek çıkıp da "Karım beni aldatıyor, ne yapmalıyım?" dediğine bu kulaklar hiç şahit olmadı. Niye sorsun ki? Erkek çözümü kendisi bulur. Boşamak. Öyle kadınlar gibi "Çocuklarım var, nereye giderim, nerde çalışırım, ama seviyorum, bu seferlik affetsem mi, görmezlikten mi gelsem, belki pişman olursa..."gibi düşüncelerle bile beynini yormaz. "Sana uğurlar olsun", der bir yenisini canına minnet düşünmeye başlar.

Son zamanlarda televizyon programlarına katılan hocalarımıza bu tip sorular o kadar çok geliyor ki. Kadınlarımız ağlıyor. Daha bir aylık evliyken aldatıldığını söyleyenleri mi dersiniz, yirmi beş, otuz yıllık evli , torun torba sahibi çiftlerin eşlerinin kendilerini aldattığından dert yanmalarını mı dersiniz ; memlekette ağlayan ağlayana.

Bizlere çok uzak değiller bu insanlar. Yanıbaşımızda olanları da var. Bazıları da bu derdi içine akıtıyor, söyleyemiyor.. Ama bir gerçek var ki bu aldatma olayı giderek yaygınlaşıyor;Bu yüzden yuvalar dağılıyor, perişan olunuyor.

Birilerine çok normal gelebilir, evlilik dışı beraberlikler. Kadını da erkeği de bu konuda özgür takınabilir.Ahiret inancını yitirmiş, uçkur odaklı yaşayan, aklını ve iradesini belden aşağısına tutsak etmiş insanlara hiç bir kanun, hiç bir müeyyide, hiçbir korku tesir etmez.Bu yüzden bizim muhatabımız yüreğinde bir parça iman kırıntısı, bir parça ahiret endişesi taşıyanlardır. Kimseyi gözü yaşlı, mutsuz görmek istemeyiz.

Toplumda" Züleyha" tabiatlı kadınlar varsa "Yusuf" tabiatlı erkekler de olmalı, diyorum. Açık bulduğumuz her kapıdan girip hırsızlık mı yapalım,?"Evin sahibi de kapısını kilitleseydi" gibi bir gerekçenin ardına sığınıp hırsızlığı meşru gösterip hırsızı aklamak hangi akla hizmet eder?
Sadede gelecek olursak;Sayın hoca izleyiciye öyle elle tutulur,gözle görülür bir çözüm önerisinde bulunamıyor.Ama şu kadarını söylemekle yetiniyor. Bütün kadınlara da seslenmiş oluyor: "Hanımlar, eğer beylerinizin sizi aldatmasını istemiyorsanız, onlara karşı kendinizi süsleyin, alımlı çalımlı olun." Buyrun burdan yakın! Bu bir tehdit mi? Kadın bu tehditle mi yaşayacak? Kadının evine barkına, çocuklarına bakması, yetmedi, erkeğin annesine babasına bakması, yakınlarına saygıda hizmette kusur etmemesi, İffetini koruması...gibi fedakarlıkları bir kalemde silinecek, neymiş kadın süslü, bakımlı olmadığı için erkeğe de aldatma hakkı doğar, gibi bir anlayış hangi yuvanın dağılmasını önleyebilir Allah aşkına?

Halbuki sayın Hocadan erkekler için de şunları söylemesini beklerdim:Nur suresi 30. ayet(Mümin erkeklere söyle:ırzlarını zina yapmaktan korusunlar. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar.) Yahut şu hadis-i şerifi hatırlatmasını isterdim:"Başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah ü Teala yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır. Bunlardan biri de, güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" deyip yaklaşmayan yiğittir.(Riyazu's Salihin'den)

Gerçi İlahi yasaların rafa kaldırıldığı günümüz dünyasında bu ve buna benzer sorunlar yaşanacaktır. Bu sorunun adı aldatma olur, terör olur, dolandırıcılık olur vb. Bizim gibilerin sorun olarak gördüğü "aldatma" neredeyse toplumda kabul görmüş, yadsınamaz bir hal almıştır.Hapishanelerin sayısını artırmanın sorunlara çözüm olmadığı görüldü. Siz İlkokul sıralarında ahiret bilinci ve sorumluluğunu bu çocuklara vermez, Okan'ın,Gabriel'in öğretisiyle insanları şekillendirmeye kalkarsanız sonuç bu.Parçalanmış aileler, ortalıkta kalmış çocuklar, dağa çıkmış gençler,yalancı, dolandırıcı,üfürükçü, falcı,cepçi, gaspçı bir sürü defolu insan üretirsiniz. Üretildi zaten. Dünya bu yükü taşıyamaz oldu.

Evet hiç kimse hele hele kitlelere seslenen hocala, fikir adamları ,aydınlar,- haksızlık nereden gelirse gelsin kardeşleri de olsa- korumacı ve kollamacı bir yaklaşım içine girmemelidir. Hakikati eğip bükmeden bir yarısını alarak değil tamamını gözler önüne sermelidirler.
Biliyorum,kadınlarla erkeklerin birarada fazlaca mesai yaptıkları günümüz dünyasında bu tür problemler ortaya çıkacaktır.Her iki cins de eğer fitne rüzgarına kapılmak istemiyorsa sınırlarını biraz zorlamalı. arzularına, tutkularına gem vurmalılar. Sonunda bu dünyada da inanıyorsa öbür dünyada da kazanan kendisi olacaktır. Yoksa evlilik hayatı öyle bir krem,iki boya,bir tarak ve iki çaputa feda edilecek bir kurum değildir. Bu müessese fedakarlık, vefakarlık, sadakat,sevgi, saygı ile ayakta durur. Beyler, hanımlarından ne bekliyorlarsa aynısını kendileri de onlara sunmalılar ki onlarda da göz var.Son cümlem aldatmak için gerekçe değildir elbet, bunun altını tekrar çiziyorum.

Şehirde yaşayan kadınların işi zor.Bir sürü rakipleri var.Aklıma rahmetli annemin televizyonu eve sokma gerekçesi geldi." Niye aldın" diye soranlara"Ne yapayım, başkalarında görüp heveslenmesinler, onun bunun evine gitmesinler" biçiminde cevaplar veriyordu. Dahası da var. Ona göre televizyon gıybeti de önlemişti. Allah'tan babam üç yıllık askerlik anılarını anlatarak bitirmişti. Ama on beş yıllık gurbet hikayeleri evimize televizyonun girmesiyle yarıda kaldı. Şimdi ise çoktan rahmetli oldu.Anemin bu gerekçesini sonradan hem komik buldum, hem trajik. Sayın hocam da Memmed emminin aklıyla değil ilmin yahut peygamberin metoduyla bu izleyiciye çözüm sunmalıydı.

Son sözümü hanımların kulağına söylüyorum, sessizce. Siz üzmeyin tatlı canınızı, onlar iki kadına sahip olsalar, üçüncüsünü isterler, üçüncüye sahip olsalar dördüncüyü isterler. Zevkin sınırı yok. Dua edin, her hayırlı yolu deneyin, hadi bakalım. Allah'a emanet olun.

Rukiye GÜLŞEN

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...