Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
27.04.2011 08:43

Daha Nereye Kadar?

Daha Nereye Kadar?
Gün geçmiyor ki başörtüsü konusunda yasakçı zihniyetin temel hak ve hürriyetleri hiçe sayarak despotik bir yaklaşımla sergilediği antidemokratik uygulamalarına dair bir haber duymamış olalım.

Gün geçmiyor ki başörtüsü konusunda yasakçı zihniyetin temel hak ve hürriyetleri hiçe sayarak despotik bir yaklaşımla sergilediği antidemokratik uygulamalarına dair bir haber duymamış olalım.

En son milletvekilliği aday adaylığı konusuyla tekrar gündeme gelen-hiç düşmedi ki zaten-başörtüsü sorunu raf ömrünü korumayı sürdürüyor.

Adana’da polis haftası dolayısıyla düzenlenen şiir yarışmasında ödül alan lise 2. sınıf öğrencisi Şaziye Nur Erdoğan’ın Adana Atatürk parkında yapılan törende birinci olduğu halde başörtülü olduğu için ödülünü almak için kürsüye çıkarılmayışı; 19 Nisan’da Trakya ve Marmara Üniversitesinde okul panolarına asılan talimatla yeniden hortlayan başörtüsü yasağına dair duyurular; YÖK’ün çıkardığı aftan yararlanarak okuluna geri dönmek isteyen Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü, Sosyoloji Antropoloji bölümünde yüksek lisans yapan Gülsüm Alpay’ın okula kaydını yaptırıp harcını yatırdığı halde başörtülü fotoğraf verdiği için öğrenci kimliğini alamayışı; Fatih’te Mahmudiye İlköğretim okulunda ALES sınavına girmek isteyen başörtülü öğrencilerin okul bahçesinde bekletilmeleri ve daha basına yansıtılmış veya yansıtılmamış pek çok haber gösteriyor ki ülkemizde başı örtülülerin hala jakobenist zihniyet tarafından zenci muamelesine tabi tutulduğu bir vaka olarak karşımıza çıkmakta.

Aslında başörtüsüyle ilgili bir yazı kaleme almayı hiç düşünmemiştim.En son 1998-99 yıllarında ulusal bir gazetede konuyla ilgili birden fazla yazım yayınlanmıştı. Bunlardan ilki "Nilüfer pehlivan Kardeşime Mektup" başlıklı yazıydı. Bu kardeşimizin o yıllarda tıp fakültesinin dördüncü sınıfında iken başörtüsünden dolayı okuldan atılması olayı uykularımı kaçırmıştı. Aradan on iki yıl geçti. Belki de hiçbir mesele sorun olarak bu kadar uzun ömürlü olmamıştır.

Ezan yasağı kalktı, idam cezası kalktı, başörtüsü yasağı hala devam ediyor.Umarım en kısa zamanda "iade-i itibar" verilir de başörtüsü mahkum olmaktan kurtulur.

Nereden geldik buralara diye düşündüğümde başörtüsünün sicilinin bozukluğu(!) ben doğmadan önceki yıllara yani 1960 ve daha önceki yıllara uzanıyordu. Eğer başını örtenler, evlerinde uslu uslu oturuyor olsalardı, tarlada çapa yapsalardı,inek sağsalardı,tezek yapsalardı,pamuk toplasalardı böyle bir sorun ortaya çıkmayacaktı. Ne zaman ki üniversitelerde başörtülüler görülmeye başlandı ve sayıları her geçen gün daha da arttı, işte o zaman rahatsızlıklar kendini gösterdi. Çünkü dönemin CHP’si kamunun bütün alanlarını kendi malı gibi görüyordu. Kendi çizgisine, kendi ideolojisine uymayanları aforoz ediyordu. Bu zihniyete göre dindar insana kamuda görev verilmemeliydi.

Okuma-yazma bilen kadın oranındaki artış, dönemin ekonomik politikalarından dolayı köyden kente göçüşün arttığı 1950’li yıllarda kendini göstermiştir.O yıllarda kamusal alanda başını örten ilk kadın Dr.Hümeyra Ökten olmuştur. İlk başörtüsü mağdureliğini ise 1964 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesini birincilikle bitirdiği halde kürsüye çıkarılmayan Gülsen Ataseven yaşamıştır.

1960’lı yılların sonunda hapis yatan ilk başörtülü yazar Şule Yüksel Şenler olmuştur.1965 yılında başını örten yazar,Yeni İstiklal gazetesinde yazılar yazmaktadır. Dönemin cumhurbaşkanı Cevdet Sunay "Bir gün sokaklardaki başı kapalı hanımların öncüleri cezalarını görecekler" sözü üzerine Şule Yüksel Şenler’in, kendisini özür dilemeye çağırması hapse girmesine neden olmuştur.İki ay sonra Cevdet Sunay onu affeder ama Şule Yüksel hanımefendi bu affı reddeder. Cezasını çektikten sonra Türkiye’yi il il dolaşarak konferanslar verir. Şule Yüksel Şenler’i örnek alan genç kızlar başını onun gibi örtmeye başlar. Bendeniz de orta üçüncü sınıfta iken şule Yüksel’den etkilenerek başını örtenlerdendim.Parantez içinde şunu da belirtmek isterim. Şule Yüksel’in "Hidayet"adlı kitabını okuduktan sonra bir gecede başımı örtmeye karar vermiştim.( Aksi takdirde sevgili ailemi başımı örtmek istemediğim için çok uğraştıracaktım.)

İlk başörtüsü eylemi ise 1967’de Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyan Hatice Babacan’ın derse başını örterek girmesi nedeniyle meydana gelmiştir. Kürsüdeki hocası Prof. Dr. Neşet Çağatay’ın kendisine "Hey sen! Sen başörtülü kız! Sınıfta bu kıyafette oturamazsın, ya başını aç ya da dışarı çık" sözleri tartışmalara neden olmuş ve olayın duyulması ile fakültede öğrenci eylemleri yapılmıştır.

Sonraki yıllarda,12 Mart muhtırası ve özellikle 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbeyi takip eden yıllarda başörtüsü ve başörtülü öğrenci tartışmaları ülke gündeminden hiç eksik olmadı. Bir ara Özal’lı yıllarda üniversitelerde bir rahatlama görüldü ise de bazı rektörlerin fevri davranışları başörtülü öğrencilere üniversite hayatını burnundan getirmiştir.

28 Şubat 1997 askeri müdahalesiyle yoğun olarak gündeme gelen başörtüsü adeta bir suç unsuru olarak görülmüş, başörtülü öğrenci ve memura zanlı muamelesi yapılmıştır. Fişlenmeler, okul ve iş yerinden atılmalar bir kabus gibi çökmüştü ülke gündemine. İşsizlikten,enflasyondan,hortumlama olaylarından, terörden daha çok konuşuluyordu bu mesele.

Şimdi ise takvim 2011’i gösteriyor.Artık bu konunun konuşulmaması lazım değil miydi? Öğrenciliğimde yaşadım, iş hayatımda yaşadım, kız çocuklarım yaşadı.Nine olacağım neredeyse torunlarım da mı yaşayacak aynı sorunu? Bu nasıl bir korku ki altmış yıldır üzerimizden atamadık? Gelin artık başka şeyleri konuşup tartışalım. Mesela YGS, ALES,KPSS gibi sınavları en güvenilir biçimde nasıl yapabiliriz?Aileleri parçalanmaktan nasıl koruyabiliriz? Kadına şiddeti nasıl önleyebiliriz? Okullarda şiddetin önüne nasıl geçebiliriz? İntihar olaylarını,kan davalarını, terörü nasıl durdurabiliriz? Trafik canavarını nasıl yok edebiliriz? Öbezitenin önüne nasıl geçebiliriz? Alkol ve sigara bağımlılığından kurtulmak için başka ne gibi önlemler almalıyız?

Spor yapmayı, kitap okumayı, az konuşmayı, az yemeyi, az uyumayı prensip haline nasıl getirebiliriz? Kısaca insan gibi yaşamayı nasıl başarabiliriz? Ülkemizde ve dünyamızda barışı nasıl tesis edebiliriz, bunları konuşalım, bunları yazalım artık.

Bu ülkede her doğan kız çocuğunu başörtüsü sorunu beklemesin artık. Özgürlük sadece beyazların hakkı değildir.Daha adil bir dünyada yaşamak ve mutlu olmak herkesin hakkı.

Selam ve dua ile.

Rukiye GÜLŞEN


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Edebiyatımızda Peygamber Sevgisi

Mutluluk Anlayışımız ve Nostalji

Tekasür Suresi ve Sekülerizm

Gerçekten Sadakaymış

Mart Kapıdan Baktırdı

Akif'çe Yaşamak

Baracuda ve 8 Mart

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...