Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
30 Mart Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vereceksiniz?

30 Mart Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vereceksiniz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • BDP
  • SP
  • BBP
  • Diğer
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
01.03.2012 11:31

Döktüğün Varsa Doldur, Ağlattığın Varsa Güldür

Döktüğün Varsa Doldur, Ağlattığın Varsa Güldür
Cümle üşüyenler bu ateşin etrafında toplana.Bu ateşin rengi kırmızı değil,sarı değil, kara hiç değil. Isınanı aklandırdığına, pişeni paklandırdığına göre rengini varın siz bulun.

Kimleri yakmadı ki bu ateş? .Ne Mecnun'un ne de Ferhat'ın ateşinden bahsedecek değilim.Bu ateş; bir Ahmet Yesevî'yi, bir Hacı Bektaşî Veli'yi, bir Tapduk Emre'yi ve bir Yunus Emre'yi hediye etti.Hepsi aynı kazanın içinde kaynadılar.Ve biz bugün kâh kaşığımızı daldırdık bu kazanın içine kâh kepçemizi. Nasibimize düşeni aldık, düşmeyeni değil.

Ama görünen o ki bu kazan Sayın Prof.  Dr.İskender Pala'ya daha cömert davranmış. Yazarımız, Yunus'un yaşadığı coğrafyada Yunus'la birlikte gezmiş adeta.
Molla Kasım edasıyla roman kahramanları içinde yerini almış yazarımız. Kimler yok ki roman kahramanları içinde:  Yunus Emre, eşi Sitare(Elif),oğlu İbrahim ve İsmail; Temür Alp,Satı Nine, Hacı Bektaşî Veli,Çekikgöz(Moğollar), Çelebi Faruk, Tapduk Emre, Geyikli Baba ...roman kahramanlarından bazıları. 359 sayfadan oluşan romanımızda olayların Eskişehir, Kırşehir,Niğde, Konya dolayları başta olmak üzere Anadolu'nun bu illere komşu diğer illerinde de geçtiği görülür.

Yazarımızın kapakta yazıldığı biçimiyle Bir Yunus Romanı dediği "OD" da ateşe ve "odun"a dair herşeyi bulabilirsiniz.Yıllarca Şeyh'ine odun taşıyan Yunus'un nasıl yanıp piştiğinin ve sonunda "Derviş Yunus" olduğunun hikayesidir, bu roman.

Tasavvufî  konuyu işleyen bir romanda aksiyon filmlerini aratmayacak şekilde heyecan ve maceranın bulunuşuna ilk defa tanık oldum diyebilirim.Aşk, sevgi,kan, gözyaşı, özlem ve çile ile harmanlanmış "Od" romanı, Elif Şafak'ın "Aşk" romanıyla tıpatıp aynı olmasa da yakın benzerlikler taşıyor gibi.

Olaylar 1315-1320'li yıllarda geçiyor.Bir yandan Moğollar'ın diğer yandan Haçlılar'ın saldrısına uğrayan Anadolu'da taş üstünde taş kalmaz. Ekin tarlaları ateşe verilir, sürülere el konur veya boğazlanır, genç kadınlara tecavüz edilir,öldürülür. bebeklere, yaşlılara kıyılır, delikanlılar ise esir alınır. Kahramanımız Yunus  ve ailesi de bu tufandan nasibini fazlasıyla alır. Annesini, babasını,  kızkardeşini, eşini ve oğlu İbrahim'i Moğol saldırılarında kaybeder.Hepsi öldürülür. Küçük oğlu İsmail ise esir düştüğünde 9 yaşındadır.Oğlu 40, baba Yunus 60 yaşına gelinceye dek birbirlerini göremezler. Oğlan nereye gider ne olur, neler yaşar kısmına gelince okuyucunun merakını daha fazla kırmamak adına  bu kadarla yetinmiş olalım.

Yunus Emre, İskender Pala'nın kalemiyle bir gönülde iki aşk olamayacağını gösterdi bize. "Ne kadar da dünya kokuyorsun" diyen Tapduk Emre'sinin dergâhına altı yıl odun taşıması "dünya"kokusunu üzerinden atmak içindi.Ne yapsaydı başka? O kokuyu üzerinde taşıyıp dünyanın acısı, çilesi içinde eriyip gitse miydi? Bu mendebur koku dergaha salt odun taşımayla yok olacak gibi değildi elbet. Nefsin terbiye edilmesi, ene'nin kırılması içindi belki. Ene kırıldıktan sonra; ancak
insan hakikat arayışına girebilirmiş.Yazar, Yunus'un bu hakikatleri Kur'an ve Hadis eğitimiyle Ahmet Yesevî'nin risâlelerinde, Hacı Bektaşî Veli'nin ve Tapduk Emre'nin sohbetlerinde, ayrıca  hiç boş kalmamacasına dili ve kalbiyle Allah'ı zikredişinde bulduğunu yine Yunus'tan verdiği şiir örnekleriyle de belirtmiştir.

Hazır örnekler demişken aşağıda okuyacağınız alıntıyla yazımı sonlandırmak istiyorum.Sizleri de bizlere okumayı ve yazmayı sevdiren Rabbime emanet ediyorum.
..."Allah'ın dostluğu rahmetiyle, kulun dostluğu taatiyle görülür.Allah'ın rahmetinin gelmediği hiç bir an yoktur.Kul gelen rahmeti göremiyor diye taatini kesip dostluğu zedelememelidir." Hacı Bektaşi Velî'den.
"...Onu bulup kendimle yüzleşmem lâzım.Allah'tan kaçmak yerine,Allah'a kaçmanın rehberliği için yolunun izini arıyorum. Bir ayna ki suretimi değil;suretiin altındaki gzli beni bana göstersin.
...Şaşkın olduğumu hissetmiş olmalıydı; salavat getirdikten sonra sordu:
"Erenler meydanında mürşidine teslim olup rızada bulundun mu?"
"Belî, bulunmuşum!.."
"Gayrı haram yeme!"
"Yemem!"..
"Yalan deme!"
"Demem"..
"Zina etme, kin gütme!"
"Peki!.."
"Elinle koymadığını alma, gözünle görmediğini söyleme!"
"Olur!.."
"Işık ister misin, nur ister misin?"
"İsterim!.."
"O halde döktüğün varsa doldur; ağlattığın varsa güldür! Yktığın varsa yap, gayrı hidayet versin Çalap. Artık eyvallah de!.."

Rukiye GÜLŞEN
(gulsenrukiye@hotmail.com)

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...