Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
22.03.2011 19:26

Gerçekten Sadakaymış

Gerçekten Sadakaymış
Dostlarımdan istirham edeceğim, eğer yüzümü asık görürlerse beni uyarsınlar. Katlanmasınlar bu soğuk ve donuk çehreye. Kimseye işkence yapmak istemem. Tebessüm sıfır maliyetle çok şey kazandırır insanoğluna.

Bugün sadaka dileneceğim tuttu. Ama önce ben vermeliyim diye düşündüm. Çünkü veren el alan elden daha üstündü.

Dostlarımdan istirham edeceğim, eğer yüzümü asık görürlerse beni uyarsınlar. Katlanmasınlar bu soğuk ve donuk çehreye. Kimseye işkence yapmak istemem. Tebessüm sıfır maliyetle çok şey kazandırır insanoğluna.

Bu kaçıncı oldu bilmiyorum. İki yıl öncekini de hatırlıyorum. Bir bayan tekstil ve giyim mağazasına uğramıştım. Çok işlek bir cadde üzerinde kurulmuş kocaman bir mağazaydı. Kasada bir bey, müşteriyle ilgilenense bir bayandı. Biraz etrafa bakındıktan sonra suratı sirke satan ilgili bayan, gölge gibi arkanızda. Yüzüne bakıp "bu ne kadar, şu rengi var mı?" gibi şeyler sormak istiyorsunuz, dövecek mi acaba diye bir hisse kapılıyorsunuz. Bişey mi canını sıktı, diye de kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Hani vaktim geniş olsaydı paramla o çileyi çekmeyecektim. Kasaya doğru yönelirken dayanamayıp sordum: Mağazanın sahiplerinden misiniz. "Evet" dedi. "Yeni açılmış olmalı, hayırlı ve bereketli kazançlar olsun" dedim. "Sağol" dedi. Birbuçuk yıl oldu açılalı. Her şey iyi güzel de bir tutumunuzu beğenmedim, dedim. Zaten asık olan o yüz daha da asıldı. Neyi beğenmediniz? Yüzünüzdeki ifadeyi dedim. Müşteriyi dövecek gibi bir haliniz var. Açıkcası ben korktum. Esnafsanız yüzünüz gülmeli. Ben bir daha gelmeliyim…

Ne dese beğenirsiniz: "Ben böyleyim, hiç kimse için değişmem. İşinize gelirse." Kaybeden siz olursunuz, diyerek oradan ayrıldım. Şimdi çok merak ediyorum. Dükkan kirasını ödeyebiliyorlar mı, yoksa tamamen kapandı mı? Umarım tezgahtarlığa doğru kişiyi koymuşlardır.

Benzer durumlar her yerde her zaman karşınıza çıkabiliyor..

Geçen gün de bir marketin kasiyerinde aynı yüzle karşılaştım. Bir delikanlıydı kasaya bakan. Suratı sirke satıyordu. Bu negatif havadan kurtulmak için biran önce kendimi dışarı atmak istedim. Evde eşinizde, işyerinde patronunuz, müdürünüz, mesai arkadaşlarınızda; hastanede doktorunuzda, hemşirenizde; yan komşunuzda ya da diğerlerinde bu yüzlerle karşılaşıyorsanız mağdura, "geçmiş olsun" demek lazım. Acaba ülkemizde insan ilişkilerinde tebessüm, yanlış mı anlaşılıyor? Çıkarı vardır, zannıyla mı bakılıyor? Neden bu kadar cimriyiz? Tebessüm etmek için var olan sebepler, somurtmak için var olan sebeplerden daha çok. Biraz kendimizi zorlasak, tebessüm etmeyi prensip haline getirsek, hayatımızdaki yansımalarını mutlaka göreceğiz. Biliyorum hepimizin, herkesin kendine göre bir sıkıntısı olmuş olabilir. Sıkıntılarımızı hayatımızın merkezine koyarsak ömür billah yüzümüz gülmez.

Bu sene ramazan ayında oğlumun arkadaşlarını davet etmiştim. Hepsi de üniversiteye hazırlanıyordu. İçlerinden biri şu anda ODTÜ’de okuyor. İlk beşe girmişti. Bu kısmı önemli değil. Daha da önemli olanını size söyleyeyim. Kapıdan içeri girdiğinde elinde kocaman bir hediye paketi. İlk defa evime geliyordu. Onu yıllar önce görmüş tanımış gibiyim. Hazırlık için çektiğim yorgunluk bir anda kayboluverdi. Hediyesini aldım. Onun da benim de gözlerimizin içi gülüyordu. Evimin içi ışıldadı sanki. İşte bu dedim. O hediye ben de hala saklı. Çok anlamlı bir hediye. Zaman zaman dokunurum, zaman zaman bakarım, zaman zaman boynuma asar onunla dolaşırım. Kendimi o olursa güzel görürüm. O, onun bırakıp gittiği tebessümdü, gülücüklerdi. O gülücüklerin altında iyi niyet vardı, yaşama sevinci vardı, inanç vardı, iman vardı, sevgi vardı ve başarı vardı.

Sanatçıları düşünelim. Pek çoğunun hayatı trajedilerle dolu. Ama sahnede yüzlerinden tebessüm eksik olmuyor. Adına iş deyin, para deyin, menfaat deyin. Ne için olursa olsun, tebessüm etmek dünya sahnesinde bizim de menfaatimize olacaktır.

Kim ekranlarda asık suratlı bir spiker görmek ister. Biz de bir spikeriz. Sunum yapıyoruz . Felaket tellallığı yapar gibi bir yüzle dolaşmak evvela kendimize haksızlıktır sonra başkalarına. İçimizde fırtınalar kopuyor olabilir. Onları da teslimiyyet, tevekkül, sabır ve şükür duygusuyla yenip kinin, nefretin, öfkenin, hasedin, fesadın bizi esir alıp dünyamızı karartmasına fırsat vermeyebiliriz. Böylece hayata hatta ölüme dair bakışımız değişecek, birbirimize tebessüm edip "selam" diyeceğiz, "selam" Selam sevgili sivilcem, selam benden nefret eden sevgili düşmanım, selam ahirete köprü olan sevgili ölüm. Var mı daha ötesi?

Hayata ve insanlara bakışımız düşüncelerimizin aynası diyor ve sizleri bir hikayeyle baş başa bırakmak istiyorum:

BİN AYNALI TAPINAK

"Bin Aynalı Tapınak"adlı görkemli bir tapınak vardı. Günlerden bir gün, bir köpek, dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak "Bin Aynalı Tapınak"a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini kabarttı, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı, korkunç hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı. İşte o andan itibaren bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı.

Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın merdivenlerinden çıkıp "Bin Aynalı Tapınak"a girdi. Bin aynalı salona geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi. Kuyruğunu salladı, sevinçle oradan oraya zıpladı. Karşısındaki köpekleri de oynamaya çağırdı. Bu köpek tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu.

Rukiye GÜLŞEN


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Mart Kapıdan Baktırdı

Akif'çe Yaşamak

Baracuda ve 8 Mart


Düşüncenin Yedi Rengi "Haberin Yeni Vizyonu" reyhaber.com'da...
Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...