Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
18.09.2012 02:51

Irkçılık Bir Hastalıktır!

Irkçılık Bir Hastalıktır!
Aynı dünyanın toprakları üzerinde paylaşırken yaşamlarımızı dar kalıplar içerisinde yaşamayı seçen insanların kaosları kirletiyor hepimizi…

İnsanlığa en büyük kalleşliği yine insan yapıyor. Aynı gökyüzünü, aynı dünyanın topraklarını paylaşıp, düşünmeden ötekileştiriliyoruz. Dil, din, renk gibi farkları büyütüp köhne zihinlerde yozlaşmış fikirleri zehir diye ruhlara serpiyorlar. Bizden olanlar ve ötekiler diye sınırlar çizip, hastalıklı fikirlerine kendilerince kılıflar uyduruyorlar. İşte bu yüzden insanlığın en büyük hastalığıdır ırkçılık, yüzyıllardır bitmeyen. İnsanları oldukları gibi kabul etmeyen ve kendi zihinsel eksikliklerini karşılarındakine yükleyerek, içsel tatminler yaşayan zavallı varlıkların, acınası halidir bu. Hepsi bir tarafa bir başkasını, tüm farklılıklarına rağmen kabul etmek insanlığımızın gereği değil midir? Hastalıklı fikirlerinin ardına takılan, zavallı düşünme engelli insanları, sürü psikolojisiyle kana, vahşete sürükleyen yada diğer insanların acısını bizden değildi deyip yok sayan, bu acınası ruhların insanlığını kim anlatabilir. Hangi su o ellere bulaşan kanı temizleyebilir. Binlerce masuma zulmeden yada binlerce insanın zulüm görmesine sebep olacak hastalıklı fikirlerin yayılmasına sebep olan insanların, ruhlarındaki zavallılığı kim aklayabilir.

 

 İnsanlık tarihinin her döneminde var olan bu hastalıklı yaratıkların, ellerine bulaşan göz yaşlarını hiçbir şey temizleyemez. Dünyanın neresinde olursa olsun acı çeken masumların feryatlarına kulak tıkamanın da bu vahşetlere neden olanlardan pek bir farkı yok. Firavun'un, Adolf Hitler’in, Yüzbaşı Lester’in, Rudolf Hess, Rosenberg yada Ebu Cehil gibi hastalıklı yaratıkların ırkçı vahşeti, yıllarca süren kangren fikirleri, milyonların acısına sebep olurken o zulme sırf başka bir dile, renge, inanca sahip diye ses çıkarmayan insanın o vahşilerden ne farkı kalır ki. Sırf inancı uğruna Bilal-i Habeşi, Ammar, Yasir ve birçokları daha zulüm görürken sessiz kalınabilir miydi?  İslamiyet en güzel örnekleri önümüze böyle sererken dini, dili, rengi ne olursa olsun, bizlerin hala zulüm gören insanların acısına duyarsız kalmamız nasıl beklenir. Sırf bizimle aynı düşünceye sahip diye, yada bizimle aynı dile, renge sahip diye yada aynı toprakta yaşıyoruz diye acıya sahip çıkıp yanı başımızda ki vahşete sessiz kalmamızı bekleyen zihniyetin samimiyetinden ve insanlığın şüphe etmek gerekli bence.

 

Dünyanın en büyük ve en ürkütücü hastalığıdır ırkçılık. Kendi içinde kaybolmuş hastalıklı fikirlerin kendi sesleri dışında kimseyi duymadığı, görmediği, kabul etmediği zavalılık furyasıdır. Ne acıdır ki yaşanılanları görmekten aciz bu insancıkların unuttuğu en büyük gerçek, başkasına faydası olmayanın kendisine de faydası olmayacağıdır. Kendine benzer insanları kutsallaştırıp benzemeyenleri yok sayan zavallı fikirler, hiçbir zaman hiçbir yere ulaşılmayacak karanlık bir yolda kaybolmaktır.

 

Üzerinde yaşadığımız dünya topraklarında kim ne derse desin, tüm kalıpları yok sayıp bütün canlılara sahip çıkmalı ve bu bunu hayat düsturu edinmeliyiz. Aksi takdirde hastalıklı düşüncelerle yaşamlarımıza kangren gibi yayılmak isteyen zavallı zihniyetler Hitlerin fırınlarını yeniden ateşlemek için fırsat kollayacaktır. Bilal’ler, Ammar’lar, Ayşe’ler, Pippa’lar, Ahmet’ler, Angel’ler, John’lar ve binlerce insan daha ırkçı düşüncelerin korkunç fikirlerine kurban olacaktır. 

Allahıma her gün şükrediyorum ki 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' diyen o köhne zihinlerden biri değilim. Kendi çürümüş zihinlerinde yarattıkları duvarlar arasında sadece kendilerine benzeyenlerin sesini duyup, o tiz haykırışlarıyla gök kubeyi sarsmaya çalışan bu sığ insanların, etraflarını saran leş kokusu yüzünden fark edemedikleri bir şey var ki o duvarların kendi üstlerine yıkılacağı gerçeğidir. Şuursuz bir yaşam şekli olan bu hali görmezden gelseler de dünyada onlardan başka ve onlara benzemeyen insanlar olduğunu, bu insanların en az onlar kadar yaşam hakkına sahip olduğunu eninde sonunda kabul etmek zorundadırlar.

Şimdi dünya herkese aitken kim çıkıp da başkasının acısına kulak vermenin hata olduğundan bahsedebilir? Kendi dünyasında yaşayan, gerisini yok sayan insanlar, bildiklerini okumaya devam etsin. Türk, Arap,Kürt Ermeni, Rum veya başka bir etiket koymadan ben sessiz kalmış tüm acılara, Adem ve Havva'dan gelen kardeşlik bağımla kendi sesimden ağıtlar yakmaya devam edeceğim….

Sevgiyle kalın...


Nevin ALINAY

nevinalinay@hotmail.com

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...