Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
16.01.2013 09:05

Kabil'in Vadisinden Habil'in Dağına

Kabil'in Vadisinden Habil'in Dağına
Her var olanın, her var oluşun; her yok olanın, her yok oluşun; her tükenişin, her bitişin velhâsıl her eylemin bir hikayesi vardır. İnsanoğlunun Cennet’ten çıkarılışından tut da yeryüzündeki affedilişine kadar, ana rahmine düşüşünden toprağın kucağına kendini bırakışına kadar bir hikayesi yok mudur? Geçen her salisenin, her nefesin de insan için bir hikayesi vardır.

Şekerin erime özelliği vardır. İnsan da bir şekerdir bu anlamda. Bütün eriyikler gibi uygun ortamlarda erir gider. Erime  insanın melekî  yapısında olursa geride neyi kalır; bir eti, bir kemiği , bir kanından başka?  Erime,  Yunusvarî  bir ateş  içinde gerçekleşirse yanan;  benlik,  enâniyet,  hayvâniyet olur ki geride o ' ahsen-i takvîm' denilen insan kalır.

İşte  sözünü edeceğim hikaye;  bir erimenin,  bir tükenişin, hiç olmanın hikayesi olacak.

Bir damlacık atık sudan başka ne idik ki eğer Rabbim bize en güzel şekli verip de kendi  ruhundan  üfürmeseydi?  Eğer Rabbim bizi vahiyle diriltmeseydi, eğer yeryüzünü bizim için bir döşek, gökyüzünü tavan yapıp ayı, güneşi ve yıldızları yararımıza sunmasaydı; arıya bal  yapması için vahyetmeseydi, gemilerin yüzebilmesi için denizlere bir yasa koymasaydı, dağlarla yeryüzünün beşik gibi çalkalanmasına engel olmasaydı, bulutlardan yağmuru indirip yeryüzünü onunla yeşertmeseydi ,  bizim insan olarak halimiz ne olacaktı? Bunların hangi birini yapmaya muktediriz ki, bir sivrisineğin ısırmasına bile engel olamazken;  açlığa,  uykusuzluğa ,soğuğa  ,sıcağa bile hükmümüz geçmezken?

Allah(cc) onun için düşünceyi yarattı. İradeyi, sağduyuyu(vicdanı), bilinci, anlamayı, öğrenmeyi, yapmayı yarattı ki insan her türlü ihtiyacını bu donanımlarla karşılasın.

Sonra insan büyüklük tasladı. Sorumluluğunu unuttu. Geldiği yeri de gideceği yeri de unuttu.  Kim olduğunu unuttu. Akletmeyi, düşünmeyi, pişman olmayı  unuttu...

Önce çevresini süzdü  hayret dolu bakışlarla. Sonra hayreti meraka dönüştü." Ben neden  yokum  bu çoğunluğun içinde? Neden ben azınlıktayım?  Neden ben azım?" demeye başladı. Az olmasından rahatsızlık duyuyordu.  Yalnız kalacağından korktu ve Kabil'in vadisine  inmeye karar verdi. Orada mutluluğun sahte olanı sunuluyordu insanlara. İçki, eğlence, kadın. .. Gözün, gönlün, bedenin hoşuna gidebilecek her şey hoyratça, pervasızca, korkusuzca tüketiliyordu.

Belli ki cennet nimetlerine tercih edilmişti, şu kısacık hayattaki geçici lezzetler. İçgüdüsü, çevresi ve şeytan ona öyle söylüyordu:" Daha yaşın genç. Önünde koskoca uzun yıllar var. Bir daha mı geleceğiz bu dünyaya? Ölünce de toprak olacağız madem;  aldırma, düşünme, akletme,  gözlerini yum gerekirse, kulaklarını  da  tıka."

Sonra merakı, özentiye dönüştü. Bir kendine baktı bir onlara. Aldığı terbiye ve kültür onlardan çok farklıydı. Bu düşünce,  bu yaşam biçimi onu Kabilî bir ortamda yalnızlaştırıyordu. Vadiye inmeye karar verdi." Sonra tekrar çıkarım Habil'den dostlarımın yanına" dedi. Önce şükretmeyi bıraktı.  Kitap okumaların yerini  film izlemeler aldı. Anne ve babasının her hali eleştirildi. Değerlerini sırtında birer kambur gibi görmeye başladı. Utanmayı yitirdi, ayıp ve günah kavramlarını sildi kafasından. Özgürleştiğini sanarak  egolarının esiri oldu.

Aslında çok akıllıydı. Ama kargaların kılavuzluğunu kabul etmişti nedense... Engebeler gözünü korkutmuştu. Önce sabrını yitirdi, sonra mücadele azmini. Bilseydi " vel asr, innel insâne lefîhusr,illellezîne âmenu veamilussâlihâti vetevâsavbilhakki  vetevâsavbissabr." Suresinin muhatabının kendisi olduğunu   gerçekten iman edecekti, Salih ameller işleyecekti, Hakk'ı ve sabrı tavsiye edip uygulayacaktı.

Sonra ne mi oldu? Ağlayarak uyandı." Ne rezil bir hayatmış meğer,   İçim daraldı. 'Özgürlüğünü yaşa' deyip de içine çektikleri hayat beni esir almıştı sanki. Hiçbir şey bilmeden gemi kaptanlığına soyunmuşum meğer. Az kalsın  boğulacaktım anne. Senin duaların olmasaydı.  İyi ki rüyaymış. Ben o Kabil'in vadisinde yaşamaktansa  Habil'ın dağına çıkıp Rabbime teslimiyet içinde yaşamaya razıyım". dedi .

Rukiye GÜLŞEN

gulsenrukiye@hotmail.com

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...