Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
31.03.2012 17:28

Kitap, Tablet, Süt ve 4+4+4 = Şeriât mı?

Kitap, Tablet, Süt ve 4+4+4 = Şeriât mı?
Günlerdir 4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili haberler, yorumlar medyada arz-ı endâm ediyor.Yetmedi bizimkiler meydanlara da indi.Hatta Rahmetli Bülent Ecevit'in eşi Rahşan hanım da meydanlara inenler arasında görülmüş. "Türkiye'de şeriat rejimine doğru adım adım yaklaşılıyor," diyerek buna müsaade edilmemesini istiyor. Bir başka yazar da "Bari çocuklarımızı vermeyelim." diyerek paranoyakça bir tutum sergiliyor, tahrik ve kışkırtmalara köşesinden devam ediyor.

Aslında 4+4+4 eğitim sistemine niçin gerek duyuldu, konusu ile ilgili hükümet kanadından yapılan açıklamaları yeterli  bulmadığımı söyleyebilirim. Tamam iktidar yanlıları Başbakan'a güvenerek tevekkülî bir yaklaşım içinde bulunuyor olabilirler. Hatta daha da ileri gidip iktidarın her yaptığı doğrudur,anlayışıyla hareket edip eleştirmekten sakınanlar bile var. Doğrusu bu şekilde düşünüp hareket edenlerden değilim. Eğriye eğri, doğruya doğru. Ancak Sayın Başbakanın aldığı terbiyeye de sonuna kadar itimad ediyorum. Bu yüzden de çok rahat uyuyorum. O değil miydi kürsülerde Hz. Ömer'in adaletine atıfta bulunup Ona ait "Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu.Sorar Adl-i İlahî  Ömer'den onu." sözlerini tekrar eden.

İşte bu düşünce çercevesinde Asr-ı Saadetten günümüze kadar Hak, adalet ve doğrulukta simge olmuş isimleri kendilerine rehber edinen idareciler, halka zulmedebilirler mi? Halkın bir kısmını dininden, dilinden, milliyetinden dolayı ötekileştirebilirler mi?  Şahsi çıkarlarını ülke çıkarlarının önüne geçirebilirler mi?  Hele hele inandıkları bir Ahiret ve Allah'a hesap verme korkusu varsa millete zulüm yapabilirler mi? Yanlış yapabilirler ancak yerine doğrusunu koymayı da bilirler. Yeter ki art niyet olmasın.Bir kısım  gazetecilerin, sendikaların, diğer STK'ların yaptığı tamamen subjektif ve ideolojik yorumlarla, doğmamış çocuğa don biçercesine "dindar nesil yetiştirilecek, imam-hatiplere rağbet çoğalacak", biçiminde suni bir korku yaymaları kime ne kazandıracak, anlamak istiyorum.


İnsanın ,imam hatip liseleri kadar başınıza taş düşsün, diyesi geliyor. Haklı bir gerekçe ileri sürseler de biz de inansak.Kafalarında oluşturdukları bir laiklik ve cumhuriyet şablonu var. Sanırsın, laiklik de, cumhuriyet de içkiyi rahatça içebilmenin,kadını alabildiğine soyabilmenin, fuhuşu rahatlıkla yapabilmenin teminatından ibaret. Zaten, Başbakan'ın "dindar nesil" söyleminin ortaya atıldığının ertesi günüydü. Bir ilköğretimdeki Türkçe öğretmeni derste çocuklara Nesimi'nin "Kime Ne?" şiirini dinlettirmiş. Şiirdeki "Gah giderim meyhaneye ders okurum, Hak için/ Gah giderim meyhaneye dem çekerim, kime ne ? Sofular haram demişler bu aşkın şarabına/ Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne?" dizeleri için de "Bakın çocuklar, bu sözler çok anlamlı ve önemli" diyerek aklı sıra Başbakanın sözlerine muhalif davranarak egosunu tatmin ettiğini zannediyor. Bu öğretmen sınıfta aynı mertliği Nesimî'nin "Evliyadan Aldık Biz Bu Erkanı" şiirinde geçen şu dizeleri vererek göstermiş olsaydı ya?

"Evliyadan aldık biz bu erkanı
Yana yana zikredelim Allah'ı
Canda ayan gördük sırr-ı Süphanı
Yana yana zikredelim Allah'ı

Daima Süphanın ismini der idim
Derunumda olan perdeyi giderdim
Bir idim vardım ummana erdim
Yana yana zikredelim Allahı

İsyanla kararmıştır yüzleri
Anın için Hakkı görmez gözleri
Bize kar eylemez münkir sözleri
Yana yana zikredelim Allahı

Seyyid NESİMİ eydür bahre daldım da geldim
Mümkünat ilmini bildim de geldim
Hakikatta yerin gördüm de geldim
Yana yana zikredelim Allahı"

veya;

"Eğer sual eder isen sırrımdan
Cümlemizi var eyledi varından
Hak yarattı Muhammed'i nurundan
Kandilde parlayan nurdan gelürem

Habib'i nurundan yarattı Hüdam
Salavat veririm ruhuna müdam
Cennetten sürüldü dünyaya Adem
Rıdvan'ın açtığı şardan gelürem

Cebrail çerağı alır destine
Seyretmeye gider dostun iline
Hayranım şakıyan tuti diline
Resul'un kurduğu yoldan gelürem"

şiirindeki sözlere de öğrencilerin dikkatini çektirmiş olsaydı ya. İşte bir öğretmen ideolojik bakış açısıyla öğrencilere ders vermeye kalkarsa memleketin halini varın siz düşünün. Dağa çıkanı mı dersiniz, polise taş atanı mı, yaşlı anne-babasına moruk diyeni mi,doğurduğu çocuğu sokağa bırakanı mı, alkol alıp trafik canavarı kesileni mi... hepsi çığ gibi büyür.Eğer güzel dinimizin ahlâkî prensipleri de verilmezse bu memleket yaşanılır olmaktan  çıkar. Nitekim o hale de getirilmişti.

1978'de 831 kişi,1979'da 10 bin kişi,1980 yılında 200 insan öldürülmüştü.Kışkırtmalar, tahrikler,tahammülsüzlükler, önyargılar, sûizanlar, ötekileştirmeler memleketi bu hale getirmişti.

Sonra 8 yıllık kesintisiz eğitim geldi de ne oldu? İmam-Hatiplere rağbet azaldı,doğru. pek çok Kur'an kursu kapanmak zorunda kaldı. Bu da doğru. Ama bütün  bunlar, AK Parti'yi tam üç dönemdir iktidar yaptı. Öyle ya,1997'de on veya on beş yaşında olan çocuk,5-10 yıl  sonra  seçmen yaşı geldiğinde AK Parti'ye oy vermiş olmalı ki, AKParti üçüncü kez hem de büyük bir çoğunlukla iktidar oldu.

Sevgili Rahşan Ablam da, ilk parağrafta sözünü ettiğim (paranoyak olmasına gerek yok) yazar kardeşim de, Nesimî'den verdiği örnek dizeyle içkiyi meşru gösteren sayın öğretmenim de ve 1950 öncesinin özlemiyle yanıp tutuşan,demokrasiyi içlerine sindiremeyen CHP zihniyeti bilsinler ki memleketim insanının manevi değerleriyle alay edildiği ve bu değerleri hiçe saydıkları sürece iktidar o-la-ma-ya-cak-lar.

Çünkü, halkımın kahir ekserisi müslüman ve inançlı. Kendisi uygulamıyor olsa bile saygılıdır.Çok gördüm;içki içip, kumar da oynadığı halde Kur'an-ı Kerim'i dinleyip hüngür hüngür ağlayanı.Ara sıra namaz kıldığı halde misafire ikramın ve saygının Allah katındaki değerini bildiğinden cömertlik yaptığını...Sizler de şahit olmuşsunuzdur böylelerine. Bin yıldır biz böyleyiz.Bu topraklar inancımızın meyveleriyle yeniden yeşerdi. Kimliğimizi kaybettirip kimliksizleştirenlere vereceğimiz en güzel cevap "dindarlığımız"olacaktır. "Hakkıdır Hakka tapan mlletimin istiklal."

Statükocu düşünenler akan damlarını yenilemezler. Her yağmur yağdığında damları akar. Ancak evin kadını içerden damlayan yere bir kova veya leğen koyar, bu şekilde yaşayıp giderler. Böyle yaşanır zannederler ya da onarmaya erinirler.

Sayın Başbakanın iktidar olduğundan beri eğitim adına yaptığı her hamlede "bizimkiler" hop oturup hop kalkıyor.

Önce bedava ders kitabı.(Yoksa o kitaplarda şeriat propagandası mı yapıldı(!)) Sonra bilgisayar sınıfları, yetmedi akıllı tahtalar(Kullanmayı bilmeyen bazı öğretmenlere rağmen), yetmedi tablet bilgisayarlar,yetmedi dindar nesil arzusu, yetmedi 4+4+4 kesintili eğitim sistemi. Şimdi de çocuklara süt dağıtımı. Galiba bu defa şeriat ,son teknolojik hızla gelecek.Zaten Ankara-Konya arasını 1.5 saate indiren hızlı tren sistemini getirişinde de, "one minute" deyişinde de, yeni TL simgesinde de, sevgi evlerinin açılışında da... velhasılı yapılan her türlü icraat şeriatın yavaş yavaş geldiğini gösteriyor(!)

Asıl üzüldüğüm nokta ne biliyor musunuz? Kendilerini "aydınlıkçı" olarak tanımlayan bir kesim, şeriat nedir, ne değildir'i hâlâ Menemen olayının faili, adına 'derviş' dedikleri esrarkeş, serseri Mehmet adlı birinin beyinsizliği ile görüp değerlendirmeleri. Kaldı ki o yıllarda da gerçekte hiç ilgileri olmadıkları halde halktan topladıkarı bazı cahilleri 'şeyh, derviş'gibi sıfatlara büründürerek eylem yaptırmışlardır. Amaç dine karşı kin ve nefret uyandırarak "Asım'ın Nesli"ni sindirmek. Tıpkı Fadime Şahin, Ali Kalkancı olaylarında olduğu gibi. Onların da birer senaryo oldukları ortaya çıktı. Bacımı da birileri sakinleştirse. Korkmayıverse. Rahat uyusun. Bizim dinimiz sevgi, şefkat, merhamet dini.Cumhuriyet de ancak dindar nesiller sayesinde korunur. Okullarımızda da birer gestapo yetiştirmek istemiyorsak Hak ve adalet duygusunu çocuklarımıza verelim. Bu da dinin ta kendisidir zaten.

Albert Einstein'e ait olduğu söylenen bir söz var:"Dinsiz ilim kör;ilimsiz din topaldır." İşte bu sözü o saçı başı darmadağınık,gözlerini faltaşı gibi açmış, dilini dışarı çıkarmış resimleriyle özellikle dersane reklamlarında kullanılan o fizik bilim adamı söylemiş. Demek ki "din" bilim adamı yetiştirmeye engel de değil.E daha ne istiyorsunuz, ışıktan korkasıcalar.

En iyisi mi birileri çıkıp da Allah rızası için bu zevatı bu "dinnn" paronayasından kurtarsa. Adamlar eriyip gidecekler yoksa.Sandıkta demek istedim.

 

Rukiye GÜLŞEN

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...