Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
08.10.2012 23:11

Öldürülen Teröriste Ağlayabilmek!

Öldürülen Teröriste Ağlayabilmek!
Başlığı okuyan bir çok kişinin tepesi atmıştır sanırım. Ancak biraz düşünmekte fayda var. Halen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevini sürdüren Recep Güven gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında söylemiş bu cümleyi.

Evet … ‘Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz!’  Böyle söylemiş devletin emniyet müdürü.  Sonra da ilave etmiş  ‘Ama eline silah alıp çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Ben bu iki cümle arasında gidip geliyorum’

Böyle bir çıkışın devletin en sert yüzü olan bir polis müdüründen gelmesi cümlenin değerini daha da artırıyor. Acaba yıllar önce o bölgede görev yapan devlet görevlilerimiz böyle düşünselerdi, insanımıza bu hassasiyetle yaklaşmış olsalardı, bu duruma gelir miydik? Darbe dönemlerinde faşizmin babalarına taş çıkartacak uygulamalar yerine ‘Önce vatan değil, önce insan’ diyebilen polislerimiz, subaylarımız, memurlarımız, politikacılarımız olsaydı bunca acılar yaşanır mıydı?

Recep Güven’in çok çarpıcı tespitleri var.  Mesela diyor ki; ‘Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk.’ Biliyorduk bilmesine ama yine de köyleri boşaltıyorduk.  Kendi insanına dışkı yedirecek kadar insanlıktan uzaklaşabiliyorduk. Herkesi,  her bir kişiyi suçlu görüyorduk. İnsanı insan olduğu için seven, hiç değilse saygı duyan anlayıştan eser yoktu.  Bu ülke uzun yıllar kop koyu bir faşizm altında inledi durdu. Şimdi faşizmle geçen o uzun yılların faturasını ödüyoruz hep beraber.

Kendisine ikinci Gaffar Okkan yakıştırması yapılan Recep Güven Diyarbakır halkının kendilerine ne kadar yardımcı olduğundan bahsediyor. Aslında şaşıracak bir şey yok. Yıllar önce görev yaptığım Mardin’in Dargeçit ilçesinde aynı şeye defalarca ben de şahit olmuştum. Sene 1995 idi. O zaman kendi kendime dedim ki bu ülke asla bölünmez.  Bize rağmen bölünmez. Biz, hep beraber o kadar vahim hatalar yapmışsız ama vatandaş hala çok şuurlu bir şekilde hareket ediyor. Yaklaşık 30 yıldır silahlı çatışmaların yaşandığı bir coğrafya, bir başka yerde asla böyle kalamazdı.

Zaten ortada bir Kürt özgürlük hareketi filan da yok. Eğer PKK’nın Kürtlerle ilgili bir düşüncesi olsaydı, her şeyden önce Kürt halkının geleneklerine inançlarına saygısı olurdu. PKK’nın tek bir misyonu olabilir, o da Kürtleri materyalist, İslam’dan uzak bir topluluk haline getirmektir. PKK’nın hedefi Müslüman bir halkı Zerdüşt yapmaktır.  Ve PKK İran İslam devriminin bölgeye yayılmasını önlemek için ABD ve derin Türk devleti tarafından kurulmuş bir örgüttür. Amaç böyle olunca da bir türlü bölgede istediği düzeyde desteğe sahip olamamıştır, olması da mümkün değildir. Maoist bir örgütün Kürt halkı üzerinde baskı kurması bir yere kadar mümkün olsa da, asla o halkı yanına çekemez.

1979’da gerçekleşen İran İslam Devriminden hemen sonra İran-Irak savaşını çıkararak devrimin Arap dünyasına yayılmasını önleyen ABD ve Batı, Türk derin devletiyle işbirliği yaparak PKK’yı kurdurmuşlar ve devrimin Türkiye’ye yayılmasını önlemişlerdir.

PKK’nın hedefi halkı Müslüman olan 4 ülkenin ortasında, yine Müslüman olan Kürtleri İslam’dan kopararak Müslüman dünyasının bağrına ikinci hançeri saplamaktır. Birinci hançerin İsrail olduğunu söylemeye gerek yok. Eğer PKK’nın hedefi Kürtlere özgürlük olsaydı, eşyanın tabiatı gereği İslamcı bir örgüt olarak çıkması, ya da en azından evrilmesi gerekirdi. Ama PKK İslam’la alay ettiği gibi, Zerdüştlüğü silah zoruyla Kürt halkına dayatma peşindedir. Bazılarının Türkleri ısrarla İslam öncesi döneme döndürmeye çalışmalarıyla aynı mantık işlemektedir.

Ama bin yıldır mayası İslamla yoğrulmuş bu coğrafyanın insanları Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Acemiyle bir bütündür. Ne kadar nifak tohumları ekilmek istenirse istensin başarılı olamayacaktır. Yeter ki biz vahim hatalarımızı tekrar etmekte ısrar etmeyelim. Yıllar önce Dargeçit’te 67 yaşında bir Yusuf amca vardı. Üç oğlundan bir askerde, biri dağda, bir de yanındaydı. Kendisine bu olaylar ne olacak amca diye sormuştum. Bana dedi ki; ‘Evladım! Ben çocuklarımın hepsini seviyorum, yaşamayı seviyorum,  askerleri de, öğretmenleri de, polisleri de, dağa çıkan çocukları da seviyorum. Devlet devletliğini yapsın yeter. Beni ve çocuklarımı korusun yeter’

Hainlerin tuzağı Yusuf amcayı alt edemeyecek. Hainlerin tuzağı Recep müdürleri yenemeyecek. Merak etme Recep müdür. Bu ülkede yitirilen her cana, ayırmadan ağlayan çok insan var. Çünkü dağda yitip giden canın da, askerin de sorumluluğu hepimizde...

Şükürler olsun devlet devletliğini yapmaya başlamış...

 

Fazıl OKUR

fazilokur@hotmail.com

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...