Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
12.08.2012 17:13

Reyhaber ve Çelişkiler

Reyhaber ve Çelişkiler
Felsefe/mantıkta ‘Düşünen canlı’ olarak tanımlanan insanın, okuması ve yazması en belirgin özelliklerindendir. Bu nedenle Kur’ân-ı Kerîm’in ilk emri, muhatablarının bütününü kuşatacak nitelikte ‘oku/düşün’ şeklinde gelmiştir. Okumak, bir yönüyle kişisel iken, yazmak her yönüyle toplumsaldır. Yazmak, okunanı, müşahede edileni ve düşünüleni toplumun geniş kitleleriyle doğrudan paylaşmaktır. Ancak salt düşünmek, tabiat ve olayların analizini yapmak da okumak olduğundan okumadan yazmak mümkün değildir.

Okumak, bilgiyi toplumla paylaşmak sorumluluğunu yerine getirmemekte ve ferdî düşünsel birikimin ötesine geçmemekte ve tekil bir kalıpta hapsolmaktadır. Oysa ‘okuma’nın amacı, toplumsal yarar sağlamaktır.

Kültürel birikimin toplumsal paylaşımının en önemli ve kalıcı aracı, yazılı medyadır. O aynı zamanda toplumun kulağı ve dilidir. Medyasız bir toplum sağır ve dilsizdir. Günlük ve haftalık gazeteler, haber siteleri Tv ve Radyoların yayın yapmalarının amacı, halkının sorunlarını değişik açı ve perspektiflerden dile getirmektir.

Bu sorunların dile getirilmesinde, siyasî parti düşüncesini aşan, kendisini bölgesine ve halkının gelişme ve kalkınmasına adayan, yanlışları sivri bir dille eleştiren, doğruları takdir eden Reyhaber sitesi önemli bir yer tutmakta ve büyük bir boşluğu doldurmaktadır.

Ancak bir çiçekle bahar gelmediği gibi, sadece bir/kaç kişinin görevini yapmasıyla da toplumsal sorunlar çözülmez ve memleket kalkınmaz. Katkıda bulunabilen herkesin harekete geçmesi, birikimini seslendirmesi, sorunları, eksiklikleri, yanlışları tesbit etmesi, çözüm veya alternatiflerini toplumla paylaşarak ortaya koyması gerekmektedir.

Ülkemiz gibi, bölge halkının da ciddi sorunları, beklentileri, hayalleri ve umutları bulunmaktadır. Bunların dile getirilmesi, toplumun bilgilendirilmesi, ona mal edilmesi, halkın sahiplenmesine sunulması, gelecek nesillerin daha da bilinçlenmesine, şehir ve ülke değerlerine sahip çıkmalarına büyük katkıda bulunacaktır.

 

Reyhaber’in bu gayretlerini takdir etmekle birlikte bazı eksikliklerini hatırlatmakta da yarar görüyorum.

            Bu eleştiri dozu oldukça yüksek yazının yayınlanıp yayınlanmayacağını da bilmiyorum. Doğrusu bu yazımızın akibeti, sansüre uğramadan yayınlanması bu sitenin ne kadar demokrat, farklı fikirlere saygılı, tahammülkar olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Zira eleştiriye tahammül edemeyenlerin terakki etmeleri, gelişmeleri beklenemez. Statükocu, dış dünyaya kapalı tek tip fikirle hareket edenler tarih boyunca hep mağlup olmuşlardır, olmaya devam edeceklerdir.

Doğrusunu isterseniz sitenin köşe yazarlarını da anlamıyorum. Bir amaç, gaye, ideal ve hedef için yazmak gerektiğini düşünüyorum. Kendi kafalarında düşünceleri, inançları olgunlaşmamış olanların başkasının fikir dünyalarına ışık tutmaları beklenemez.

 

Çok uzun bir yazı olmaması için bu yazımızda bir yazarımızın sadece bir haftalık yazısından birkaç kesiti eleştirmekle iktifa edeceğim.

Köşe yazarlarından Nevin ALINAY hanımefendinin “Dehşetin Fotoğrafları” konulu son yazısında Arakan’da yaşananları tanımlarken “Elleri arkasından bağlanmış derelere atılmış yavrucaklar, kafatası parçalanmış erkekler, çırılçıplak yakılmış kadınlar neyin bedelini ödediler?” diye sormaktadır.

Oysa yazarımız, kendisine gelen bir haberi doğrulamadan olduğu gibi doğru kabul ederek aktararak okuyucularını yanlış bilgilendirdiğinin farkında değildir. Nitekim müteakip günlerde Arakan ile ilgili yayınlanan “dehşet” fotoğraflarının aslında başka tarihlerde, başka ülkelerde ve başka olaylarla ilgili olduğu ortaya çıktı.

Ayrıca coğrafi olarak birçoğumuzun nerde olduğunu dahi bilmediğimiz Arakan Müslümanları için yüreği yanan yazarımıza Uludere’de onlarca genç fidan kendi uçaklarımızla toprağa serilirken neredeydin diye sormazlar mı? Yoksa Uludere’de ölenler Müslüman değimliydi?

Her insanın temel hakkı olan yaşam hakkını hangi sebeple olursa olsun elinden alma gücü kimsede yok. "

Kim olursa olsun yürek yakan feryadına ses vermek boynumuzun borcu.” Diyen yazarın bu çelişkileri nasıl ifade edeceğini doğrusu merakla beklediğimi belirtmek istiyorum.

 

Yazarımız yine aynı yazısında “Sadece sosyal paylaşım sitelerinde fotoğrafları paylaşarak, beğenerek ya da sitemli yorumlar yaparak kimseye fayda sağlanmaz.” Derken Libya, Tunus, Mısır gibi ülkelerde daha yakın zamanda sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgütlenen halkların devrimler gerçekleştirdiğini görmemekle aslında gündemden ne kadar uzak olduğunu ve sıradan bir vatandaşın dahi bildiği bilgilerden bile habersiz olduğunu ortaya koymuyor mu?

 

Toplumun geniş kesimlerinin acılarını, ızdıraplarını, sorunlarını, yüreğinizde hissetmek bir erdemliliktir. Ama yazarın sorumluluğu bunun çok daha ötesindedir. Haberin sıhhatli olması, olaylar ve insanlar arasında (Arakan-Uludere) ayırım yapılmayarak objektif davranılması ve üstelik çözümler üreterek yazmak bir yazarın temel sorumluluğudur.

Ama amacınız kuru bir tatminse eğer, siz bunu sağlayıncaya kadar en iyisi bu sitede yazmaya ara verin, bunun yerine bir okul Gazetesinde yazarak kendinizi geliştirmeye çalışın bence. Ya hayır söylemeli, yazmalı yada susmalı ve düşünmeliyiz.

 

Nevin hanıma tavsiyemiz, tatmin olmak için kendi okuyucusunu kullanmasın. Tatmin olacak oyuncaklar bulsun kendisine. “Eğer yazdıklarınız hayırlı şeylere vesile olmuyorsa “sus”malı ve “düşünmeli”siniz.

 

Selam ve dua ile.

 

Mehmet Emin ÜNALAN

emin.unalan@hotmail.com

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...