Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
10.05.2012 19:15

Tebrikler Yılmaz Erdoğan

Tebrikler Yılmaz Erdoğan
Başlığı okuyunca öyle Yılmaz Erdoğan hayranı olduğumu filan sanmayın.Hatta gençlerin bir kısmının hayranlıkla izlediği "Çok Güzel Hareketler" adlı sahne gösterisini de konuşmalarda çoğu zaman edep sınırlarını aştığı için eleştirmişimdir.

Son günlerde Yılmaz Erdoğan'ın Film Arası dergisinde yer alan bir söyleşisi gündeme oturanlar arasında.Tiyatroların özelleştirilmesi, Başbakan'ın san'ata ve sanatçıya dair yaptığı konuşmalar medyada boy gösterince Yılmaz Erdoğan'ın da tam da bu sıralarda dergideki itirafları bazı çevreleri kızdırdı. Bazı çevreleri de gönendirdi. Ben de bu gönenenlerden biriyim.Erdoğan, Vizontele filmindeki 'kekeme imam' karakterine dair şöyle bir itirafta bulunmuş: "Dini bilmeden dini karakter yazmışım."(1) Bu cümle benim açımdan oldukça önemli. Zira gerek ülkemde gerekse diğer ülkelerde-müslüman ülkeler de dahil- dini tam anlamıyla bilmeden, araştırmaya gerek duymadan dine ve dindara karşı ne suî zanlar beslendi, ne yargısız infazlar yapıldı,hâlâ yapılmaya devam ediyor. Dini asıl kaynağından(Kur'an-ı Kerim, sünnet) öğrenmek dururken art niyetli kişilerin İslâm dinine dair yazdıklarıyla yetindik.Müslümanlığı kabul eden yabancıların verdikleri röportajlarda "İslâmiyet'i araştırdım,diğer dinleri de. Ama aradığımı bu dinde buldum."dediklerine az mı şahit olduk? Yılmaz Erdoğan da son zamanlarda İslam dinini,diğer dinleri ve Hz.Peygamber(a.s)i araştırdığını söylemiş. Hatta Erdoğan geçmişte yapılan yanlışlardan bazılarına da dikkatleri çekmiş durumda. Dergideki söyleşisinde şöyle demiş:"Divân şiirini madara ettik,Farsça'yı,Arapça'yı madara ettik.İngilizceyi, Fransızcayı,Batı kültürünü, Amerika'yı kendi kafamızda yücelttik.Böyle eğitildik, böyle şekillendik.Şimdi Farsça bir şiir okuduğumda bir lise öğrencisi seninle alay eder.Çünkü ona öğretilmemiş. Kaldı ki benim okuduğum liselerde öğretildiği gibi öğretiliyorsa Divân Edebiyatı hiç öğretilmesin."(2)

Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi kendi değerlerimizden habersiz yetiştiriliyoruz. Batılı değerlere bir can kurtaran simidi gibi sarıldık. Geldiğimiz nokta ortada. Batılı değer ölçüleriyle kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Bencil, hazcı,bireyci, hoşgörüsüz, seküler bir toplum olup çıktık.

Ne Oğuzkağanı anlayabiliyor,bugünkü kuşak; ne Mevlâna'yı,Yunus'u.Elin Batılısı Farsça öğreniyor, Mesnevi'yi anlayabilmek için ve anlıyor. Hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Kur'an'ı anlamak için Arapça öğreniyorlar. Biz de ise bir Batılılaşma furyasıdır aldı başını gitti, Tanzimattan beri. Sanırsın, Fransızca çevirilerle bir çırpıda modern olacaktık. O yıllar edebiyatımız kuşa dönmüştü. Kimi eskiden vazgeçemiyordu, kimi yeniden.Velhasılı dünya çapında bir eser üretilememişti. Maateessüf ki İngilizlerin Shakespeare'i, Fransızların Molier'i, Almanların Hugo'su, Rusların Tolstoy'u bize yetiyordu. Kendi eserlerimizden öğrenemediğimiz kültürümüze karşın, bu eserler yoluyla biz Alman'ı, Rus'u, Fransız'ı, İngiliz'i daha iyi öğrenebilmiştik.

Film Arası sinema dergisine verdiği röportajda "Günde beş kez ezan okunur ama,filmlerde ezana yer verilmez..."diye konuşan sanatçı, kendisini eleştirenleri de   "Kızgınlığın hiç bir türü sükunet getirmez."biçiminde cevaplamayı ihmal etmemiş.Konuşmasının tamamını merak edenler dergiden, gazete sayfalarından, internetten bakabilirler.Erdoğan'ın görüşlerini tasvip etmeyenler arasında sinema oyuncusu Tarık Akan da var. O da şöyle diyor:"Yılmaz Erdoğan'ın düşüncelerinin hiç birine katılmıyorum.Tamamen yersiz bir açıklama,bunun böyle olmadığını herkes biliyor.Bence kendisi iktidarla olan bağını geliştirip güçlendirmek için bu konuşmaları yapar."(3)

Evet,bir sanatçı, bir sporcu,bir gazeteci, bir işadamı, bir amir... dinin lehine olacak şekilde konuşmalar yaparsa muhakkak iktidarla ilgili bağını güçlendirmek için yapıyordur,zannını taşıyanlara sormak lazım: Dinin aleyhine konuşmalar yapanlar,sanat icra edenler acaba kimlere yakın olmak için yapıyorlardır? Ne dersiniz?

Öte yandan daha farklı bir eleştiriyi de senarist-yönetmen Ümit Ünal  dile getiriyor:"Yılmaz Erdoğan, bu sözleri steril bir kültürel ortamda yaşadığımız 25-30 yıl önce dile getirseydi çok doğru bulabilirdim.Yer yer doğru ama hayli gecikmiş tesbitler yapıyor. Bugün ülkemizin yaşadığı kültürel kopuşu dert edinen ve işlerinde yansıtmaya çalışan çok sayıda sinemacı var.Dine ,din adamlarına ön yargıyla yaklaşmayan , ezan ya da  dinî öğeler barındıran çok sayıda film var.İlk aklıma gelenler;'Beş Vakit ,Polis,Takva, Uzak İhtimal... Kendi çektiğim,yazdığım birçok filmde de ezan sesine yer verdim.Kastettiği popüler sinema ya da tv dizileriyse bilemem."(4)

Sözler kim tarafından nerede nasıl söylenirse söylensin.Benim açımdan öemli olan doğruluğu."Doğru" anlayışı da kişilerin aldığı eğitim,kabul ettikleri felsefe, inanış biçimlerine göre değişir.Açık konuşmak gerekirse benim değer yargılarım, Yunus'unkinden,Mevlana'nınkinden, Şeyh Edebali'ninkinden  farklı değil.Okudukça değer yargılarınız değişir. Dar kalıpların içinde değil,evrensel boyutlarda düşünmeye başlarsınız.

Her ne kadarYılmaz Erdoğan'la dünya görüşlerimiz farklı da olsa doğru ve güzel bulduğumu alkışlama konusunda cimri değilimdir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun  İstanbul-Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu'ndaki "Kutlu Doğum Programı"nda yaptığı konuşmayı da takdire şayan buldum."İşte bu" dedim. Bizi millet olarak birbirimize kenetleyecek, bizi birbirimize sevdirecek, bu tarz konuşmalardır. Biz siyasilerimizden, sanatçılarımızdan, sporcularımızdan, yazarlarımızdan hatta askerlerimizden de bu tarz konuşmalar yapmalarını bekliyoruz. Ülke olarak buna çok ihtiyacımız var.

Selam ve sevgiyle kalın.

Rukiye GÜLŞEN


 

(1,2)Reyhaber;   9 Mayıs,zaman(Nedim Hazar)

(3,4):www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...