Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
15.08.2011 22:30

Türkiye'nin Ak Partili 10 Yılı-I

Türkiye'nin Ak Partili 10 Yılı-I
2001 yılı 14 Ağustos tarihinde bir gurup insan bir yola çıktılar. Çıkılan bu yol her hangi bir yol değildi şüphesiz. Ülkenin son 10 yılına damga vuracak bir yolculuğa çıkılıyordu. Ak Parti daha kuruluş aşamasında halktan o kadar büyük bir ilgi görüyordu ki çoğu yerde partiyi bizzat kendisi organize ediyordu. İnsanlar adeta Ak Parti'yi bekliyorlardı.

2001 yılı 14 Ağustos tarihinde bir gurup insan bir yola çıktılar. Çıkılan bu yol her hangi bir yol değildi şüphesiz. Ülkenin son 10 yılına damga vuracak bir yolculuğa çıkılıyordu. Ak Parti daha kuruluş aşamasında halktan o kadar büyük bir ilgi görüyordu ki çoğu yerde partiyi bizzat kendisi organize ediyordu. İnsanlar adeta Ak Parti'yi bekliyorlardı.

Nitekim kuruluşundan 15 ay gibi çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan seçimleri tek başına ve açık ara kazandı Tayyip Erdoğan ve arkadaşları. Sadece bir seçim başarısı değildi kuşkusuz kazanılan. Eski tarz siyasetin temsilcileri de neredeyse tamamına yakını sandığa gömülüyordu. Bu durum Ak Parit'ye sadece sandıktan galip çıkmanın ötesinde sorumluluklar yüklerken, aynı zamanda çok büyük avantajlar da sunuyordu.

Doğrusu Ak Parti hem bu avantajları çok iyi kullandı ve omuzlarına yüklenen ekstra yükün altından da iyi kalktı. Özellikle dış politikada öyle kritik bir süreç vardı ki, Ak Parti hükümeti daha güvenoyu bile almadan çok hayati kararlar almak zorundaydı. AB, Kıbrıs ve Irak'ta yaşanan gelişmeler o kadar aciliyet arzediyordu ki, verilecek yanlış bir karar, yada atılacak yanlış bir adım, içerde çok kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olan Türkiye'yi uzun yıllar altından kalamayacağı büyük belalarla başbaşa bırakabilirdi. Üstelik kurulan bu gencecik partinin doğal genel başkanı milletvekili bile seçilememiş ve başbakanlığı da bir başka arkadaşına bırakmak zorunda kalmıştı. Şimdi aradan geçen bunca zamandan sonra unutmuş olabiliriz ama, o günlerde hem iç, hem de dış politikada sanki herşey ülkenin ve yeni seçim kazanmış bu partinin bir daha belini doğrultmamacasına batması için ayarlanmış gibiydi.

Türkiye'nin Irak'ta bir işgal yaşanmaması için ortaya koyduğu mekik diplomasisi işe yaramıyor, üstelik ABD bu işgalde topraklarımızı kullanmak için var gücüyle bastırıyordu. Derken 1 Mart tezkeresi geldi çattı. Ülke nefesini tutmuş çıkacak sonucu beklerken, Erdoğan da tezkerenin meclisten geçmesinden yana tavır kouyor ve sevenlerini çok derin kuşkulara sürüklüyordu. Ama nasıl olduysa oldu ve o gün, o tezkere TBMM'de reddedildi.

Malum medya ve monşer takımı kamuoyu önünde üzülmüş gibi yapsa da aslında içten içe büyük memnuniyet duyuyorlardı. Çünkü onlara göre ABD ile bu kadar ters düşen bir iktidarın Türkiye'de yaşama sanşı hiç yoktu. Ama öyle olmadı. Pekala, ABD'ye de "hayır" denebileceğini hep beraber gördük.

Üstelik bütün bunlar olurken içerde kalkınma hamleleri peşi sıra geliyor ve yavaş yavaş vatandaşlarda galiba bunlar bu işi iyi götürüyorlar kanaati pekişmeye başlıyordu. % 65'lerde seyreden, uzun yıllar ülkenin baş belası enflasyon hızla düşüyor, paradan 6 sıfır atılıyor ve bir yandan da duble yollar, büyük konut hamleleri yapılıyor, cumhuriyet tarihinde ilk kez savunmaya ayrılandan daha fazla pay eğitime yönlendiriliyordu.

2004 yerel ve 2007 genel seçimleri yine açık ara kazanılıyor, yerel yönetimlerde hizmet devrimi denebilecek türden gelişmeler yaşanıyor, muhtıralar atlatılıyor, cumhurbaşkanlığı krizlerinden sağ salim çıkılıyordu. Bir yandan AB ile üyelik müzakerelerine başlanıyor, bir yandan da "Sıfır Sorun" prensibi uygulamaya konuyor, sınır komşularımızla olan ticaret hızla geliştiriliyordu. Öyle ki, komşularımızla %6 olan ticaret payımız %28'lere kadar tırmandırılıyordu.

Tarımda yapılan hamlerlerle Türkiye Tarımsal Gayri Safi Hasıla büyüklüğünde dünyada 8’inci sıraya kadar yükseliyor, ekonomik büyüklükte dünyanın 26.sı olan ülke 16.lığa kadar yükseliyordu. 3 bin 500 dolar olan kişi başı milli gelir 10 bin dolarların üzerine çıkıyor, toplam 230 milyar dolar olan milli gelir 780 milyar dolara fırlıyordu.

IMF'ye olan borçlar hızla erirken, sağlıkta büyük dönüşümler oldukça sancısız biçimde gerçekleştiriliyor, askeri vesayeti internet sitelerine kadar düşüren kadrolar eşi başörtülü "Abdullah Kardeşimi" Çankaya Köşküne yolluyorlardı.

Susurlukta sulandırılan devletin, derin ama pis kokular gelen yer altındaki cuntacılarının tepesine balyozlar iniyor, ergenekon demirleri ertiliyordu.

Davos'ta yıllarca ezilen müslüman topluluklara başınız öne eğmenize gerek yok, siz bir günah işlemediniz, bilakis mazlumsunuz ve zalimler bellidir mesajı verilirken, Gazze'nin yıkık dökük evlerinde dünyaya gelen yavrulara recep, tayyip, erdoğan gibi isimler konuyordu. Anadolu insanı 62 ülkeye vizesiz seyahatlere çıkarken, faşist, elitist, bürokratik vesayetçiler kaçacak ülke bulmak için kara kara düşünüyordu.

Ve yağmurlarda beraber ıslandığı, gariban anadolu insanı 2009 ve 2011'de bir kez daha bu kadrolara onay veriyor ve ülkenin kaderini geri dönülmez biçimde değiştiriyorlardı.

Fazıl OKUR

fazilokur@hotmail.com


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yumurtayı Kırmadan Civciv Çıkarmak ve Suriye

CHP Normalleşebilir mi?

Odun Medeniyeti

Şike Terörü, Terör Şikesi!

Sandıklar Ne Söyledi?

Siz Hiç Eşek Torbasına Oy Attınız mı?

MHP, Sandığın Gücü ve Kürtçe

Bin Laden, Şişman Adam ve Asıl Terörist

Düz Ovada Siyasete Ne Oldu?

Haddi Bildirilecek Kadınlar...

Sofistike Diktatörler, Kaba Diktatöre Karşı…

Daha Kötüsü Var Sayın Emekli Başsavcım!

Güle Güle Savunan Adam

Demokrasi ve CHP Bağdaşır mı?

Vicdan Siyaseti ve One Minute'un Sonuçları

Mısır'dan Dersler Çıkarmak

Nankör Millet(!)'in Seçim Tarihi

Anadilin Eğitimi mi? Anadilde Eğitim mi?

Halk Ne Dedi?

Hayır'ın Gerekçesi Var mı?

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...