Döviz Kuru Altin Fiyatlari
Gazete Manşetleri
Anket
1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

1 Kasım Seçimlerinde Hangi Partiye Oy Vermeyi Düşünüyorsunuz?

  • Ak Parti
  • CHP
  • MHP
  • HDP
  • SP
  • DİĞER
Faydalı Siteler
  • T.C Kimlik No
  • TSK
  • SGK İşlemleri
  • Motorlu Taşıtlar Vergi Sorgulama
  • Ev Telefonu Faturası
  • Turkcell Fatura
  • Vodafone Fatura
  • Avea Fatura
  • Tren Hareket Saatleri
  • Uçak Hareket Saatleri
  • Vapur ve Feribot Saati
Alıntı Yazarlar
Yazarlar
19.08.2011 21:50

Türkiye'nin Ak Partili 10 Yılı-II

Türkiye'nin Ak Partili 10 Yılı-II
Geçen yazımızda Ak Parti'nin 10 yılda Türkiye'ye yaptığı hizmetleri yazmıştık. Şimdi sıra geldi yapamadıklarına yada yapmadıklarına.

Geçen yazımızda Ak Parti'nin 10 yılda Türkiye'ye yaptığı hizmetleri yazmıştık. Şimdi sıra geldi yapamadıklarına yada yapmadıklarına.

2002'nin 3 Kasım tarihinde halk Ak Parti'ye tek başına iktidar yetkisi verirken ekonomik rezaletlerin son bulmasından daha çok 28 Şubat'ın boğan atmosferini ortadan kaldırmasını bekliyordu. Bir yere kadar nefes aldırıcı icraatlar yapılmadı değil. Ancak "bin yıl süreceği" ifade edilen sürecin ülke üzerinde hala çok ciddi izleri var. Ak Parti 3 genel, 2 de yerel seçim başarısına rağmen beklenen rahatlamayı tam olarak sağlayamadı. Hala üniversitelerde bile ciddi başörtüsü yasakçılığına rastlamak mümkün. Kamu kurumlarını saymıyorum bile.

Aileler çocuklarına hala istedikleri zaman Kur'an eğitimi aldıramıyorlar. İlköğretimi bitirmeyen çocukların Kur'an Kurslarına gitmesi halen yasak bu ülkede.

Özgürlüklerin önündeki engelleri de tamamen kaldırdıkları söylenemez. Alevi açılımına rağmen Alevileri, Kürt açılımına rağmen de Kürtleri memnun etmeyen çok fazla uygulama halen devam ediyor.

Ekonomik olarak çok yol alınmış olmasına rağmen çok büyük sorunlar da devasa bir şekilde karşımızda duruyor. Cari açıktaki yükseliş büyüyen bir kabusa dönmüş durumda. Uygulanan politikalara, geliştirlen projelere rağmen akaryakıt ve enerji fiyatları çok yüksek. Yenilenebilir enerji ve çevreyle iglili gelinen nokta yeterli olmaktan oldukça uzak.

İhracaatta kırılan onca rekora rağmen, ihracaatın ithalatı karşılama oranı sürekli düşüyor. Kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolarları aşmış olsada, gelişmiş ülkelere göre daha çok geride olduğumuz bir gerçek.

Gelir dağılımına gelince. Eskiye oranla iyileşme yönünde küçük kıpırtı işaretleri olsada toplumsal katmanlar arasında hala derin uçurumlar var. Bazı kişilerin başına bırakın 10 bin doları, yılda bin dolar bile düşmüyor. Sosyal yardımlarla bu handikap bir nebze azaltılmaya çalışılsa da, hem yardımların yapılış biçimi, hem de gerçek ihtiyaç sahiplerine ne kadar ulaşabilidiği ciddi şekilde sorgulanmaya muhtaç. Her ne kadar gömlek değiştirmiş olsalarda "Adil Düzen" geleneğinden gelen kadroların gelir dağılımında daha adaletli verilere ulaşabilecek icraatlara imza atmaları beklenirdi.

Yolsuzluklar konusunda da eskiye oranla iyileşme elbette var. Ancak yetimin "kör kuruşu" konusunda Ak Partililerin gösterdiği hassasiyetin, en azından her düzeyde yeterli olduğunu söylemek mümkün değil.

Eğitim sistemimiz hala içler acısı durumda. Sınıf sayıları, okul binaları, teknolojik donanım, bedava kitap uygulamaları takdire şayan olmakla beraber eğitimin ruhu yok. Tek tipçi Kemalist adam yetiştirme mantığı üzerine kurulmuş sistem, olduğu gibi devam ediyor. Müfredatta yenilik yaptık dense de öz itibariyle değişen bir şey yok. Kılık kıyafet baskısı devam ediyor. Minicik yavrulara her sabah papağan misali "Andımız" hala tekrar ettirliyor. Liseli gençlerin tamamı "Milli Güvenlik" adını taşıyan bir dersle militer bir zihniyete göre yetiştirlilmeye çalışılıyor. Gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin ne zaman ne giyeceklerini hala devlet belirliyor.

Muhalefetin tüm kadrolaşma iddialarına rağmen bırakın taşrayı, bakanlık bürokratları bile, Ak Parti politikalarına tamamen zıt uygulamaları yürürlüğe koyabilecek gücü de yetkiyi de kendilerinde bulabiliyorlar.

Parti teşkilatlarının 2001'deki heyecanla çalışmayı sürdürdüklerini söylemek çok zor. Tayyip Erdoğan'ın kişisel karizması ve rüzgarıyla işler şimdilik iyi gidiyor. Ancak bir sonraki seçimde aday olmayacağını açıklayan Erdoğan'ın yerine nasıl bir sistem ve model bırakacağı konusunda da en ufak bir ip ucu yok.

Dış politikada da yapamadıkları az değil Ak Parti'nin. AB ile müzakerelerin geleceği tamamen belirsiz bir noktaya doğru sürükleniyor. "One Minute" çıkışıyla ortadoğu halkları nezdinde elde edilen büyük kredi, "Arap Baharı" süreciyle erimeye doğru gidiyor. Libya konusunda gösterilen kararsız ve ikircikli tavır insanların kafasını karıştırıyor. Suriye ise Türkiye'yi her an içine çekebilecek bir kaos olarak burnumuzn dibinde duruyor. Kıbrıs konusunda alınan mesafe fazla umutlanabileceğimiz noktada değil.

Ermneistan'la başlatılan açılım sürecinde, başladığımız yerden daha ilerde olup olmadığımız rahtlıkla sorgulanabilir. Üstelik bu süreçte kardeşimiz dediğimiz Azerbaycan'ı epeyce kırdığımız da gözden uzak tutulmamalı.

Kürt sorununa gelince. Asimilasyon ve inkar politikalarından vazgeçildiğini gösteren çok önemli emareler olmakla birlikte gelinen noktanın çok iç açıcı olduğunu kimse iddia edemez. Bu konuda Ak Parti'nin önünde çok büyük zorluklar olduğunu elbette biliyoruz. Ama başarı başka bir şeydir. "Hiç bir mazeret başarının yerini tutamaz" sözü boşuna söylenmemiştir.

Son olarak toplumda yaşanan ahlaki ve manevi değer erezyonu konusunda ciddi politikalar üretildiğine dair bir kanaat oluşmuyor kimsede. Anadoluyu, Anadolu yapan değerlerimiz hızla yok oluyor. Cinayet, gasp, hırsızlık, adam sendecilik, almış başını gidiyor. Boşanma oranları artık toplumun temelini sarsacak boyutlarda. Hak, hukuk gibi değerler sürekli irtifa kaybediyor.

Belki de Ak Parti'nin yapamadıklarını, yaptıklarından daha çok konuşmak lazım. Yapılanlar için takdirlerimizi belirtmekle beraber sorunların daha kolay çözüm yoluna girmesi için eleştirlerimizi de esirgemememiz lazım. Yapılanlar az olmamakla beraber 9 yıllık iktidar süresi de az bir süre değildir. Üstelik partinin arkasındaki halk desteğinin de ilanihaye devam etmeyeceğini unutmamak gerekir.

Yukardaki sözü bir daha tekrar ederek bitirelim yazımızı: "Hiç bir mazeret başarının yerini tutamaz."

Toplumun %50'sinin desteğini almışsanız hele hiç tutmaz.

Fazıl OKUR

fazilokur@hotmail.com


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Türkiye'nin Ak Partili 10 Yılı-I

Yumurtayı Kırmadan Civciv Çıkarmak ve Suriye

CHP Normalleşebilir mi?

Odun Medeniyeti

Şike Terörü, Terör Şikesi!

Sandıklar Ne Söyledi?

Siz Hiç Eşek Torbasına Oy Attınız mı?

MHP, Sandığın Gücü ve Kürtçe

Bin Laden, Şişman Adam ve Asıl Terörist

Düz Ovada Siyasete Ne Oldu?

Haddi Bildirilecek Kadınlar...

Sofistike Diktatörler, Kaba Diktatöre Karşı…

Daha Kötüsü Var Sayın Emekli Başsavcım!

Güle Güle Savunan Adam

Demokrasi ve CHP Bağdaşır mı?

Vicdan Siyaseti ve One Minute'un Sonuçları

Mısır'dan Dersler Çıkarmak

Nankör Millet(!)'in Seçim Tarihi

Anadilin Eğitimi mi? Anadilde Eğitim mi?

Halk Ne Dedi?

Yorumlar
Yorum Yaz
500 karakter kaldı...